(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1001, 1106, 1116, 1129, 1166, 1313, 1355, 1487 ve 1697 parsel sayılı sırasıyla 2008 m2, 745 m2, 230 m2, 3215 m2, 2193 m2, 785 m2, 215 m2, 255 m2, 225 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kayıtlarına, miras yoluyla gelen hakka, paylaşma ve zilyetliğe dayanılarak Talip ile İzzet mirasçıları adına, 1865 ve 1870 parsel sayılı 4420 m2 ve 678 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarda aynı nedenle İzzet mirasçıları adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca ret edilen davacı Ahmet miras yoluyla gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak Talip hissesine yönelik olarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 1001, 1106, 1116, 1129, 1166, 1313, 1355, 1487, 1621, 1697 parsel sayılı taşınmazların paylı olarak Talip ve İzzet mirasçıları adına, 1865 ve 1870 parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin Talip'le sınırlı olarak iptali ile paylı olarak Talip mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin doğru olduğu tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı K.K.nun 14. maddesi hükümde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösteriler hüküm kurulmuştur. Davacı taraf tespit maliklerinden Talip mirasçılarının paylarına yönelik olmak üzere dava açmıştır. Talip'in mirasçılarının payları dışında kalan paylar dava konusu değildir. Dava konusu taşınmazların tarafların kök miras bırakanı E...oğlu Hüseyin'e ait olduğu ve mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde paylaşıldığı da uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık dava konusu taşınmazlarda davacı Ahmet'in payı bulunup bulunmadığı yönünde toplanmıştır. Hal böyle olunca hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilir kişilerin beyanları çelişmiştir. Bir başka deyişle keşifte saptanan hukuksal olgu ile tespitte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düşmüştür. Nevarki mahkemece bu aykırılık üzerinde durulmamıştır.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde davaya konu yapılan taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, davanın konusu taşınmazların mirasçıları arasında yapılan paylaşma sonucunda davalı İzzet ile davacı Ahmet'in miras paylarına isabet edip etmediği belirlenmeli, bilirkişi ve tanıklardan bu konuda olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de 1865 ve 1870 parsel sayılı taşınmazlar İzzet mirasçıları adına tespit edildiği Talip mirasçılarının bu taşınmazlarda tespit maliki olmadığı bu nedenle 1865 ve 1870 parsel sayılı taşınmazlar dava konusu olmadığı, ayrıca dava dilekçesinde 1621 parsel sayılı taşınmaz davaya konu yapılmadığı halde davanın dışına çıkılarak taraflar hakkında kesin hüküm oluşacak biçimde 1865, 1870 ve 1621 parsel sayılı taşınmazlar hakkında hüküm kurulması dahi isabetsiz, davacı Ahmet'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy