(1086 S. K. m. 41, 43, 45) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 563 parsel sayılı 7300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1950 yılında İskender tarafından tarla haline getirildiğinden ancak zilyetlikle kazanılamayacağından söz edilerek otlakıye niteliği ile sınırlandırılmıştır. İskender'in kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı itirazının komisyonca reddedilmesi üzerine İskender mirasçıları Abdullah, Duygu, Şahin, Aysun, Fatma, Güher, Ceylan, Şahvelet, Meryem, Fikriye, Saltanat, İntizar, Gülaç, Turgay, Filiz, Kubilay, Yurdagül, Kenan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve miras hakkına dayanarak 14 parça taşınmaza yönelik hazine aleyhine dava açmışlardır. Mahkemece her bir taşınmazla ilgili dava ayrılarak dava konusu 563 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kabulüne, taşınmazın davacılar Abdullah ve paydaşları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz otlakıye olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Sınırlandırılarak tespit edilen taşınmazların mülkiyeti hazineye kullanma hakkı bulundukları köy tüzel kişiliğine aittir. Bu nedenle bu tür taşınmazlarla ilgili olarak açılacak davalarda hazinenin yanında taşınmazın bulunduğu köy tüzel kişiliğinin de davalı gösterilmesi zorunludur. Usule ilişkin bu husus kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulur.
Bu durumda mahkemece davacıya köy tüzel kişiliğini davaya katması için önel verilmesi köy tüzel kişiliğinin savunma ve delillerinin dinlenmesi gerekir. Mahkemece usule ilişkin bu işlem yerine getirilmeksizin hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de davacıların dava konusu taşınmaz dışında başka taşınmazlar hakkında da dava açtıkları bu davaların ayrı ayrı dosyalarda görülmekte olduğu anlaşılmış olup bu gibi durumlarda davaların birleştirilmesi 3402 sayılı kanunun 14. maddesinde yazılı sınırlamalar yönünden miras bırakanın ölüm tarihine göre tüm mirasçıların belgesiz olarak zilyetlikle sulu toprakta 40 dönüm kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinebileceklerinin göz önünde tutulması, bazı taşınmazlar hakkında davalar sonuçlanmış ve kesinleşmiş ise bunlarında bu hesaba dahil edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi dahi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy