(3402 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraflarca tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 80 ada 14 parsel sayılı 396 m2, 80 ada 13 parsel sayılı 228 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ayrı tapu kayıtlarına ve Sulh Hukuk Mahkemesine ait kesinleşmiş karara dayanılarak 80 ada 14 sayılı parsel Mustafa, Ahmet, Sahinur adına, 80 ada 13 sayılı parselde Aynur, Derya ve Funda adına tespit edilmiştir. Mustafa, Ahmet, Sahinur kendilerine ait 14 parsel sayılı taşınmaza ait bahçenin bir kısmı ile özel yollarının davalılar taşınmazına katıldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Dava kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olduğu gerekçesi ile 17. Hukuk Dairesince bozma geçirmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 28.5.2002 tarihli fen bilirkişi raporu krokisinde belirtildiği gibi 80 ada 14 sayılı parselin 438.68 m2 olarak davacı Mustafa mirasçıları davacılar Ahmet ve Sahinur adına, 80 ada 13 sayılı parselinde 187 m2 olarak tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların miktara yönelik davalarının kabulüne, yola ilişkin davalarının reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacıların dayandığı tapu kaydının miktarının yazılı olmadığı, davalıların dayandıkları tapu kaydının bir aşamasında miktarının yazılı olduğu anlaşılmış, mahkemece davalı tapusunun miktarına değer verilerek geri kalan bölümün tamamının davacılara ait olduğu kabul edilmiştir. Davalıların tapu kaydının miktarının yazılı olması mutlak suretle bu miktarın davalı tarafa verileceği, geri kalanın tamamının ise davacılara ait olduğu şeklinde kabul edilemez. Çekişme ortak sınırla ilgili olduğuna göre öteden beri ortak sınırın nereden geçtiği saptanmalı, ayrıca davacı tarafın iddia ettiği gibi taşınmazların etrafında kamu malı niteliğinde ortak yol bulunup bulunmadığı araştırılmalı, buna göre karar verilmelidir. Yapılan bir çok keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar değişik beyanlarda bulunmuşlardır. Bu kişiler bir araya getirtilmemiş, yüzleştirilmemiş ve aradaki çelişki giderilmemiştir. Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece yeniden keşif yapılmalı, tespit bilirkişileri, yerel bilirkişi ve tarafların tanıkları birlikte dinlenerek beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının özellikle ortak sınırdan itibaren ne şekilde kullanıldığı açıklığa kavuşturulmalı ve çekişme bu ortak sınıra göre çözümlenmelidir. Ayrıca taraflar arasında görülen sulh hukuk mahkemesinin 985/286 esas sayılı dosyasında düzenlenen krokinin sadece saçak payı ile ilgili olduğu gözönünde tutularak şu anda açılan davaya ne şekilde yansıyacağı tartışılmalı, ayrıca davacı tarafın iddia ettiği gibi taşınmazların sınırında öteden beri kullanılan genel yol bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy