(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Reşit tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu 1061 parsel sayılı 63875 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kayıtlarına, miras hakkına, pay satın almaya dayanılarak davalılar Nusrettin, Reşit ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın yitik kişilerden hazineye intikal eden yerlerden olduğunu ve davalıların iktisaba elverişli zilyetlikleri bulunmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalılardan Reşit tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı taşınmaz üzerinde iktisap sağlayan zilyetliklerinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Gerçekten kadastro tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ne varki dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenler ile davalı taraf adına tespit edilmiştir. Davacı hazine çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlar olduğunu öne sürmüştür. Mahkemece hüküm yerinde çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığı yolunda yasal bir gerekçe bulunmamaktadır.
Öte yandan tespit tutanağında çekişmeli taşınmazlarda davalıların tasarruf ettiği açıklanmış tasarruf nedeninin hangi hukuksal nedene dayalı olduğu açıklanmamıştır. Ne varki davalılar yargılama sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayanmıştır. Tutanak bilirkişilerinden Ramazan ve Tevfik dinlenmiş, Tacettin ve Mehmet ise dinlenmemiştir. Dinlenen tutanak bilirkişilerden ise zilyetliğe ilişkin doyurucu bilgi alınmamıştır. Hal böyle olunca yapılan zilyetlik araştırması yetersizdir. Sağlıklı sonucu varılabilmesi için tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek dava konusu taşınmaz üzerinde kim yada kimlerin zilyet olduğu taşınmazın kime ait olduğu kimden kime kaldığı zilyetliğin başlangıç günü süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken tespit tutanağı içeriğine göre tespit maliki paydaşlardan bir bölümünün diğer paydaşlarla iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olacak şekilde paydaş oldukları bir bölüm tespit maliki paydaşın ise müşterek mülkiyet şeklinde paydaş olduğu dikkate alınmalı, hükmü temyiz etmeyen müşterek paydaşlar yönünden aleyhlerindeki hükmün kesinleştiği gözönünde tutulmalı, ve kesinleşen yönlerde bu biçimde dikkate alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy