(1086 S. K. m. 237)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemi ile açılan davada mahkemece verilen karar davacı tarafından incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 692 ada 11 parsel sayılı 200.74 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına, satın almaya ve zilyetliğe dayanılarak İsmail adına tespit edilmiştir. Davacı Fikret'in, vergi kaydına, satın alma ve zilyetliğe dayanarak İsmail aleyhine kadastro mahkemesine açtığı dava kabul edilerek Yargıtay incelemesinden de geçerek 22.6.2001 tarihinde kesinleşmiştir. Bu defa İsmail 4.4.2002 tarihinde tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde Fikret aleyhine tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında kesin hüküm bulunduğundan söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hükmün koşulları usulün 237 maddesinde duraksamaya meydan vermeyecek şekilde açıklanmıştır.
Taraflar arasında kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için davada tarafların hukuki sebebin ve müddeabihin bir başka anlatımla davanın konusunun aynı olması zorunludur. Kuşkusuz az yukarıda açıklanan biçimde kesin hükmün varlığı halinde aynı taşınmaza ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Kesin hüküm kesin nitelikteki delillerden olup kesin hükmün varlığı halinde başkaca delil aranmaz. Öte yandan kesin hüküm kamu düzenine ilişkin yargılamanın her aşamasında istek olmasa bile mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Ne varki taraflar arasında önceki günlü görülüp sonuçlanan davada davacı-davalı Fikret vergi kaydına, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Tapu kaydına dayanmamıştır. Derdest bu davada davacı-davalı İsmail tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Hal böyle olunca önceki günlü görülüp sonuçlanan ve yerel mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği davada dayanılan hukuksal neden ile bu davada tutunulan hukuksal neden aynı değildir. Bir başka anlatımla davacı taraf önceki günlü davada vergi kaydına satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı halde derdest bu davada kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği dışında tapu kaydına da dayanmıştır. Hal böyle olunca taraflar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde düzenlenen biçimde kesin hükmün varlığından söz edilemez. Yerel mahkemenin kesin hüküm olarak kabul ettiği dava dosyası ve o dosyada toplanan deliller değerlendirilerek verilen ve kesinleşen ilam güçlü delil niteliğindedir.
Kuşkusuz güçlü delilin aksi daha güçlü delille de kanıtlanabilir. Bu olgular dikkate alınarak sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın tutunduğu 15.9.1975 tarih 36 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli davacının tutunduğu tapu kaydı ile akdi irsi ilişkisi duraksamasız belirlenmeli, akdi yada irsi ilişkinin varlığının belirlenmesi ve tapu kaydının hukuksal değerini koruması halinde dava konusu taşınmaza komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde, taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacının dayandığı tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar var ise taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, kaydın uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu parsellerin tutanak ve dayakları belgelerle denetlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla davacının dayandığı tapu kaydının kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeli, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı takdirde uyuşmazlığın davacının tapudaki payı ile sınırlı olarak çözümleneceği dikkate alınmalı dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı takdirde tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz kesimi yönünden taraflar arasında zilyetliğe dayalı olarak açılan ve sonuçlanarak kesinleşen ilamın tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölüm yönünden kesin hüküm olabileceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy