(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı mirasçılarından Serpil tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 234 ada 9, 10, 11 parsel sayılı taşınmazlar yüzölçümlerinin Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan söz edilerek ayrı ayrı tapu kayıtlarına dayanılmak suretiyle sırası ile İsmail, Mustafa ve Yadigar adlarına tespit edilmiş; tutanaklar ve ekleri kadastro mahkemesine devredilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı İsmail ile davalı Mustafa ve Yadigar arasında görülmekte iken, davanın reddi ile sonuçlanarak kesinleşen tapuya dayalı el atmanın önlenmesi hakkındaki dava dosyası da getirtilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine 9 parsel sayılı taşınmazın 12914,45 m2, yüzölçümü ile İsmail adına 10 parsel sayılı taşınmazın 13438,75 m2 yüzölçümü ile Mustafa mirasçıları adına, 11 parsel sayılı taşınmazın ise 28197,79 m2 yüzölçümü ile Yadigar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı mirasçılarından Serpil tarafından temyiz edilmiştir.
Kesin hüküm olumsuz dava koşuludur. İstek olmasa bile kamu düzeni ile ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi zorunludur. Aynı taşınmaza yönelik olarak yanlar arasında sonradan ortaya çıkan uyuşmazlıklarda başkaca bir araştırmaya gerek görülmeksizin kesin hükme göre çözümlenir. Kesin hüküm yasama organının tasarrufu yargı organın içtihadı ve ikrar ile dahi ortadan kaldırılamaz.
Yanlar arasında G Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/118 2001/263 sayılı kesinleşmiş bulunan 13.7.2001 tarihli müdahalenin önlenmesini içeren dava yanlar arasında kesin hüküm teşkil etmektedir. Sözü edilen davada yanların taşınmazlarının ortak sınırları da belirlenmiş ve haritaya bağlanmıştır. Mahkemece sözü edilen mahkeme ilamına ait harita uygulanmış ve kadastro sınırı olduğu saptanmıştır. Mahkemece dosyadaki mevcut olgu ve bulgular gözönünde tutularak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Bu nedenlerle davacı tarafın yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 17.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy