(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 124 ada 80 parsel sayılı 2691.33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, hibeye, satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı Hüseyin adına tespit edilmiştir. Davalılar Fikri ve Hilmi nin tapu dışı satın almaya dayanan itirazları kadastro komisyonu tarafından kabul edilmiştir. Davacı Hüseyin tapu dışı satın almaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın Rıza'ya ait olduğu Rıza nın taşınmaz üzerinde 35 yılı geçen süreden beri zilyet iken taşınmazı 1995 tarihinde davalılara satarak teslim ettiği davacı tarafın taşınmazdaki zilyetliklerinin geçici olduğu malik sıfatı ile zilyet olmadıkları ve zilyetliklerinin de 20 yıla ulaşmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Öncelikle dava konusu taşınmazın ilk malikinin kim olduğu, kimden kime intikal ettiği ve taşınmaz üzerinde zilyet bulunanların zilyetlik sürelerinin ne olduğu kesin biçimde araştırılmadığı gibi taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanak ve dayanağı belgeler getirtilip uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazın kimin yeri olarak sınır gösterildiği araştırılmak suretiyle bilirkişiler denetlenmemiştir. Diğer taraftan Hüseyin 'in dayandığı senetler ile davalı tarafın tutunduğu senetler yerine gereği gibi uygulanıp kapsamları da belli edilmemiş ve taşınmaz üzerinde Fatime, Rıza ve Sağdık'ın zilyetlik süreleri kesin olarak belli edilmediği gibi tespit tutanak bilirkişileri ile kadastro komisyonu aşamasında dinlenen bilirkişi ve tanıklar çağırılıp dinlenmemiş ve sözleri arasındaki çelişki giderilmemiştir.
Böylesine yetersiz bir araştırma ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın davacı tarafın dayandığı senetlerin ilk maliki olan Mehmet 'en yoksa davalı tarafın tutunduğu senetlerin ilk satıcısı olan Salih 'ten aldığı kesim biçimde saptanmalı bu konuda dinlenen yerel bilirkişi tanıklar tespit bilirkişileri ve komisyon aşamasında dinlenen tanıklardan sorulmak suretiyle taşınmazın gerçek malikimin kim olduğu saptanmalı bu arada yapılacak keşifte taşınmaza komşu parsellere ait dayanak belgeleri de gereği gibi yerine uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı kimin yeri olarak sınır okuduğu saptanmalı, böylece bilirkişi ve tanık sözleri de denetlenmeli, ondan sonra yanların dayandığı senetlerin sınırları ve yüzölçümleri de gözönünde tutulmak suretiyle gereği gibi uygulanmak suretiyle kapsamları belli edilmeli, böylece bu senetlere dayanarak satın alan kişilerin zilyetlikleri ve süreleri kesin biçimde belirlenmeli, ve zilyetliklerin 20 yılı aşıp aşmadığı saptanmalı, bu konuda bilirkişi, tanık sözlerinin çeliştiğinin saptanması halinde bu çelişkiler giderilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu konularda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde tarar verilmesi isabetsiz;
Sonuç: Davacı tarafın bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy