(3402 S. K. m. 4/3)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle duruşma için tebliğ edilen 18.6.2002 günü belirlenen saatte temyiz eden Fehmi ve arkadaşları vekili geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu, dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 15 ada 12, 13, 14 parsel sayılı sırasıyla 284m2, 1384m2, 116m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kısmen tapu kaydına, kısmen de zilyetliğe dayanılarak 40/128'er pay Kerime ve Ali, 48/128 pay da tüm mirasçıları belirlenemediğinden ölü Yahya adına tespit edilmiştir. Tespitten sonra davacılar Mustafa ve Fehmi tarafından davalılar Kerime ile Ali aleyhlerine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan Yahya payına yönelik tapu iptali ve tescil davası kayden pay satın alan Mehmet davaya katıldıktan ve usule ilişkin Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görevsizlikle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Davacılar Fehmi ve arkadaşları tarafından davalılar Kerime ve arkadaşları aleyhine 15 ada 12 sayılı parselin öncesinin Hacı Osman'a ait olduğuna dair tespite itiraz davaları aktarılan dava ile birleştirilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 15 ada 13 ve 14 sayılı parsellerde Yahya Sungur adına tespit edilen 48/128 payın iptali ile Hacı Osman mirasçıları, aynı ada 12 sayılı parselin ise Yahya mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 15 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı tarafça açılan davada 48/128 payın iptali ile Hacı Osman mirasçıları adına tesciline karar verilmesi istenmiş, mahkemece bu doğrultuda karar verilmiş ve bu husus taraflarca temyiz edilmemiştir. Bu durumda 15 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hüküm temyize konu değildir.
2-Dava ve temyiz konusu 15 ada 12 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyiz konusu taşınmazın kadastro tespit ilanı 11.6.1981 ile 10.8.1981 tarihleri arasında yapılmıştır. Tutanaklar 11.8.1981 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı taraf 8.10.1986 tarihli dava dilekçesi ile dava ve temyiz konusu 12 parsel sayılı taşınmazda 48/128 payın Hacı Osman mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece 12 parsel sayılı taşınmazın tamamının kök miras bırakan Yahya mirasçıları adına tesciline karar verilmiş ve Sulh Hukuk Mahkemesinde düzenlenen mirasçılık belgesine gönderme yapılmıştır. Mirasçılık belgesindeki oranlara göre davacılara istediklerinin üzerinde pay verilmiş ve hüküm davalılarca temyiz edilmemiştir. Böylece davacılara süresinde açtıkları dava nedeniyle 12 parsel sayılı taşınmazda isteklerini de aşan oranda pay verilmiştir. Ancak davacılar birleştirilen 11.12.1997 tarihinde açtıkları dava ile bu kez 12 parsel sayılı taşınmazın geri kalan 80/128 payla birlikte tamamının Hacı Osman mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiş ve bu istekleri reddedilmiş olduğundan hükmü temyiz etmişlerdir. Yukarıda açıklandığı gibi 12 parsel sayılı taşınmazın tespiti 11.8.1981 tarihinde kesinleşmiştir. 3402 sayılı kanunun geçici 4/3 maddesine göre 2613 sayılı kanun ile diğer özel kanunlar gereğince kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşen taşınmazlar hakkında 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde hak sahiplerinin dava açabileceği kabul edilmiştir. Tespit 1981 yılında kesinleşmiş olduğuna göre 10 yıllık süre 1991 yılında dolmakta ve 1 yıllık ek süre dahi 11.8.1992 tarihinde dolmakta olup bu dava ise 11.12.1997 tarihinde açılmış olduğundan hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmış bulunmaktadır. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulur.
Sonuç: Mahkemece davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmesi isabetsiz ise de sonucu itibariyle hüküm doğru olduğundan 80/128 pay hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından sonucu itibariyle doğru olan hükmün bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 4.640.000 lira harcın temyiz edenden alınmasına, 17.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy