(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 16.9.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden Hikmet ve paydaşları vekili geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamalı dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 1 parsel sayılı 38501,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kısmen pay tapu kayıtlarına, kısmen de miras yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak toplam 11520/80640 pay davacılar Hikmet ve paydaşları, toplam 69120/80640 pay da davalılar Satı, Atıf, Arife adlarına tespit edilmiştir. Tespit kesinleştikten sonra Devlet Karayolunun geçmesiyle yapılan kamulaştırmada taşınmaz ifrazen 101 ada 13 parsel sayısı altında 37210,53 m2 yüzölçümü ile aynı malikler adlarına tescil edilmiştir. Davacılar Hikmet ve paydaşları 100 yıldır taşınmaza davalılarla birlikte eşit paylı zilyet oldukları halde davalılara fazla pay verildiğini bu sebeple taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacılar ve davalılar adlarına eşit paylı ve payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın tespiti 15.11.1992 tarihinde kesinleşmiş, tespit sırasında davalıların 5/6 payına malik oldukları tapu kaydı tespite esas alınmış taşınmazın 5/6 payı payları oranında tapu kayıt malikleri adına geri kalan 1/6 payı da davacılar adına payları oranında tespit edilmiştir. Davacılar 10 yıllık süre içerisinde dava açarak taşınmazın yarı yarıya taraflar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Her ne kadar davacılar ile davalıların taşınmazın tamamına birlikte zilyet oldukları bir yıl yarısını davacıların diğer yarısını davalıların kullandıkları, diğer yılda kullanılan yerler değiştirilmek suretiyle zilyetliğin bu şekilde sürdürüldüğü anlaşılmış ise de, davacılar tapu kaydına dayanmamıştır. tespite dayanak yapılan ve 5/6 payı davalılara ait olan tapu kaydının sınırlarının sabit olduğu ve dava konusu taşınmazı kapsadığı toplanan delillerle saptanmıştır. Bu durumda davacıların tapuya kayıtlı bir mal üzerinde sürdürdükleri zilyetlik hukukça değer taşımaz. Ancak tespit sırasında davacıların tapuya kayıtlı bulunmayan 1/6 pay üzerinde zilyet oldukları kabul edilmiş, buna göre tespit yapılmış ve bu tespite karşı davalı tarafça itiraz edilmemiş olmakla bu durum kesinleşmiştir. Buna göre davacıların kesinleşin bu tespit nedeniyle taşınmazın sadece 1/6 payı üzerinde paydaş olmaları mümkündür. Mahkemece başka nedenlerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, açıklanan nedenlerle davacıların davasının kısmen reddine karar verilmesi gerektiğinden sonucu itibariyle hükmün doğru olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle de davacıların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak tespit sırasında belirlenen payda ile payların dağılımı gerçeği yansıtmamaktadır. Bilirkişi tarafından düzenlenen 21.10.2002 tarihli raporda davacılar ile davalıların pay oranları sağlıklı bir şekilde belirlenmiştir.
Mahkemece bu bilirkişi raporuna değer verilerek davacıların davasının kısmen kabulüne ve bilirkişi raporundaki paylara göre tescile karar verilmesi gerekirken bu raporun gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Temyiz edenler kısmen haklı çıkmış olduklarından takdiren karşılıklı olarak vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 16.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy