(3402 S. K. m. 11, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulmuştur. Bozma kararı çerçevesinde mahkemece araştırma yapılmıştır. Bozma kararından önce krokisinde B harfi ile gösterilen 16030m2'lik bölümün davacı taraf adına A ve C harfleriyle gösterilen 18380 ve 9190m2'lik bölümlerin de davalı tarafın tutunduğu ve tespite esas olan tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Anılan bu hüküm davalı tarafından temyiz edilmemiştir. Hal böyle olunca az yukarıda da söz edildiği gibi A ve C harfleriyle gösterilen ve teknik bilirkişi tarafından tanzim edilen 7.6.1995 günlü krokide kırmızı renkle taralı olarak gösterilen bölümler hakkında mahkemece oluşturulan hüküm kesinleşmiştir. Bu durumda çekişme aynı krokide B harfi ile gösterilen 16030m2'lik bölüme yöneliktir. Mahkemece bozma kararında öngörüldüğü gibi yapılan araştırma sonucunda davacı tarafın dayandığı K.Sani 1311 ve 143 numaralı tapu kaydının nizalı bölümü kapsamadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş ise de bir an için anılan bölümü kapsadığının kabul edilmesi halinde K.Sani 1311 tarih ve 143 numaralı tapu kaydının maliki olan Tandıroğullarından 1335 yılında ölmüştür. Ölüm tarihinden sonra davacı tarafın nizalı bölüm üzerinde herhangi bir zilyetliği bulunmadığı gibi davalı tarafın tutunduğu 1937 yazım tarihli vergi kaydının anılan bölümü kapsadığı ve tespit gününe kadar taşınmaz üzerinde davalı tarafın zilyetliğinin 20 yılı geçtiği mahkemece yapılan keşif, uygulama yerel bilirkişi anlatımı ve tanık sözleri ile saptanmıştır. Bu durumda davacı tarafın dayandığı tapu kaydı hukuki değerini yitirmiştir. Hukuki değerini yitiren kaydın 1967 yılında yapılan intikaline değer verilemez. Mahkemece mevcut bu olgu ve bulgular ve dosyadaki diğer delillere göre yazılı biçimde hüküm kurulmasında herhangi bir yanılgı bulunmamaktadır.
Sonuç: Bu nedenlerle davacı tarafın yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 5.800.000.- lira harcın davacıdan alınmasına, 03.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy