(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 818, 840, 864 ve 896 parsel sayılı sırasıyla 3685,30 m2, 1027,87 m2, 982,36 m2 ve 2281,14 m2 yüzölçümünlerinde ki taşınmazlar ırmak metrukâtından elde edildiğinden söz edilerek davalı hazine adına tespit edilmiş, Mustafa oğlu Arslan kullanımında olduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Arslan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 896 parsel ve 840 parselin A harfi ile gösterilen 813,40 m2'lik kısmının davacı Arslan adına ve 818, 864 parseller ile 840 parselin B harfi ile gösterilen 214,47 m2'lik kısmının tespit gibi hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dava ve temyiz konusu 896 parsel sayılı taşınmaz ile 840 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen 813,40 m2 lik bölümü üzerinde davacı yararına 3402 sayılı kanunun 14. maddesinde yazılı koşullarının gerçekleştiği toplanan delillerle saptanmıştır. Açıklanan nedenlerle hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 896 parsel sayılı taşınmaz ile 840 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile işaretli 813,40 m2 lik bölümü hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2- Davacının temyiz ettiği 818 ve 864 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece bu taşınmazlar üzerinde zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir. Tespit tutanaklarında dava konusu taşınmazların davacı Arslan tarafından zaman zaman emek ve masraf yapılarak tarıma elverişli hale getirildiği belirtilmiştir. Aynı tutanaklarda 3402 sayılı kanunun 14. maddesinde aranan koşulların davacı yararına gerçekleşmediği yazılı ise de keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazlar üzerinde öteden beri ve 20 yılı aşkın süre ile önceleri davacının babası Mustafa nın daha sonra oğlu davacı Arslan'ın zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Nehir metrukâtının zilyetlikle kazanılmasına engel bir hüküm bulunmamaktadır. Taşınmazlar üzerindeki eklemeli zilyetlik süresi 20 yılı aşmış bulunmaktadır. Bu durumda bu taşınmazlarında davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 818 ve 864 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükmün BOZULMASINA, 15.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy