(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 155 ada 7 parsel sayılı 2374.67 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, irsen intikale ve pay bağışına dayanılarak Kerim ve paydaşları adına, 155 ada 8 parsel sayılı 733.05 m2 yüzölçümündeki taşınmazda tapu kaydına dayanılarak Hüseyin adına tespit edilmiştir. Hüseyin tapu kaydına göre 267 m2 noksanlık bulunduğunu, noksanlığın kendisinin de paydaş olduğu 155 ada 7 sayılı parselde bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 155 ada 7 sayılı parselin 2374.67 m2 olarak tespit gibi tesciline, 155 ada 8 sayılı parselin 733.05 m2 olarak tespit gibi tesciline, kadastro paftasının mevcut zemine göre hatalı düzenlendiği anlaşıldığından 028-d-12-a-1-b nolu paftanın harita mühendisi Selma 'nın dosyada mevcut 12.12.2001 havale tarihli raporuna ekli krokideki gibi ( mavi çizgi ile çizili olduğu halde düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davacı Hüseyin vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın 8 parsel sayılı taşınmazının kadastro sırasında geometrik durumunun yanlış oluşturulduğunu eylemli kullanmanın harita mühendisi teknik bilirkişi Selma tarafından tanzim edilen 12.12.2001 tarihli krokide görüldüğü gibi düzeltilmesine, davanın da reddine karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 8 parsel sayılı taşınmaz 733.055 m2 olarak ve tapu kaydına dayanılarak Hüseyin adına tespit edilmiştir. Hüseyin tapu kaydına göre 8 parselin yüzölçümünde 267 m2 noksanlık bulunduğu ve bu noksanlığın 7 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Bu durumda kadastro sırasında geometrik durumu belirlenen 8 numaralı parsel kesinleşmiştir. Diğer bir anlatımla 8 parselin haritasında görüldüğü gibi geometrik durumu kesinleşmiş bulunmaktadır. Kaldı ki bu husus davacı tarafından da dava konusu yapılmamıştır. Diğer yönden dava konusu 7 parsel sayılı taşınmaz ile davacı tarafın tutunduğu tapu kayıtları 7.5.1945 tarih ve 11 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak paylaşma sonucu tapu komisyon kararı ile tescil edilmiş, bilahare anılan kayıt Temmuz 969 tarih 10 ve 11 sıra numaralı kayıtlara ifrazen gitmiştir.
Mahkemece anılan kayıtların haritası olup olmadığı sorulup saptanmamış, haritaları var ise getirtilip gereği gibi yerine uygulanmamıştır. Anılan ifraz haritalarının tarafları bağlayacağı hukuk kuralıdır. Bu nedenlerle öncelikle az yukarıda sözü edildiği gibi dayanılan tapu kaydının ifraz krokilerinin tapu idaresinde sorulmak suretiyle getirilmeli bu krokilerin uzman teknik bilirkişi aracılığı ile gereği gibi yerine uygulanması ve kapsamlarının belli edilmesi gerekir. Krokilerin bulunmadığı takdirde davacı tarafın tapu kaydının yüzölçümü ile kadastro tespit yüzölçümü arasında herhangi bir fark bulunup bulunmadığı araştırılmalı, kadastro sırasında tespit edilen 8 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün tapu kaydının yüzölçümünden fazla olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine karar verilmesi aksi halde araştırılmak suretiyle gerçekten davacı tarafın 7 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tapu kaydı kapsamında kalan bir yeri bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalıdır.
Sonuç: Bu hususlarda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de kesinleşmiş durumlar gözönünde bulundurulmak suretiyle infazı kabil olmayacak şekilde sicil oluşturulması dahi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy