(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 84 ada 4 parsel sayılı 23945 m2 yüzölçümündeki taşınmaza Ahmet 'in 20 yıllık zilyetliğinin bulunmadığından söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Ahmet vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı Ahmet adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının taşınmaza ait olduğu ve taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespit sırasında taşınmaz üzerinde Ahmet in zilyet olduğu vurgulanmış ancak 20 yıla ulaşmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle hazine adına tespit yapılmıştır. Davacı taraf 1937 yazım tarihli 366 tahrir numaralı vergi kaydına dayanmıştır. Anılan vergi kaydının 3 hududu itibariyle dava konusu taşınmazı kapsadığı mahkemece yapılan keşif ve yeterli uygulama ile saptanmıştır. Ne var ki zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemez. Duruşma aşamasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz üzerinde davacının 20 yılı aşan zilyetliğinin mevcut olduğunu vurgulamışlardır. Diğer yandan vergi kaydının bu yere ait olduğunun belirlenmiş olmasına göre davacı tarafın zilyetliğinin 1937 yılında başladığının kabulü gerekir. Ne var ki tespit bilirkişileri ile komisyon aşamasında dinlenen bilirkişinin sözleri ile duruşma aşamasında dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri çelişmiştir. Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesi yasaya uygun değildir. O halde mahkemece tespit bilirkişileri ile komisyon aşamasında dinlenen bilirkişinin yeniden arazi başında yapılacak keşifte dinlenmesi, taşınmaz üzerinde zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında açıklamalı ve olaylara dayalı bilgi alınmalı, duruşma aşamasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Hazinenin bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy