(3402 S. K. m. 5, 14, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 135 ada 10 parsel sayılı 11126,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar Nabiye Ç. ve paydaşları ile davalı Hüseyin K. ve Süleyman S. arasında görülmekte olan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı Hüseyin mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinde görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmadığı gibi yargılama sırasında bir kayıt ve belgeye de dayanılmamıştır. Mahkemece yapılan zilyetlik araştırması da yetersizdir. Kaldı ki, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği halde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında dinlenerek aykırılık giderilmemiştir. Tespit tutanağı bilirkişilerinden Halil ve Kamil mahkemece dinlenilmemiş, diğer tutanak bilirkişileri ise usulün 259. maddesine aykırı biçimde duruşmada dinlenilmiş, bu yanılgının gerekçeleri hüküm yerinde tartışılmamıştır. Öte yandan davalı taraf 8.1.1981 günlü senetle taşınmazı satın aldığını öne sürmüştür. Her ne kadar senet tanıkları senet altındaki imzanın kendilerine ait olmadığını belirtmiş iseler de sözü edilen senette satıcı olarak görünen Emin yönünden senet altındaki imzanın satıcı Emin'e ait olup olmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tespit tutanağı bilirkişileri tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin süresi, niteliği ve sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek beyanlar arasındaki aykırılık giderilmeli, satıcı Emin 8.1.1981 günlü senette satıcı olarak gözüken Emin duruşmaya çağırılarak imza incelemesine esas olmak üzere mahkemece İMZA İSTİKTABI yaptırılmalı, adı geçenin resmi kurum yada kuruluşlardan medara tatbik imzası bulunup bulunmadığı araştırılmalı, senet aslı ve dava dosyası keşif yapıldıktan sonra takibi ile birlikte Adli Tıp Meclisi Başkanlığına gönderilerek senet altındaki satıcı Emin'e ait olduğu öne sürülen imzanın gerçekten bu kişinin eli mahsulü olup olmadığı belirlenmeli, kadastro tespitinin 3402 sayılı kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı ve somut olayda 3402 sayılı yasanın 30. maddesinin uygulama olanağının bulunduğu dikkate alınmalı, uzman bilirkişiden keşif izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünün bu kayıtlarda ne biçimde kimin yeri olarak sınır gösterildiği incelenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.4.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy