(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mehdi tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 273 parsel sayılı 72500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ilk 1954'deki tespit sırasında iskan kaydının tasdiksiz, tarihsiz, numarasız olduğundan ve başkaca belge ibraz edilemediğinden söz edilerek hazine adına tespit edilmiştir. Halil ve müştereklerinin itirazı üzerine kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yasaya ve usule uygun tespitin yapılması için kadastro müdürlüğüne geri gönderilmiştir. Bunun üzerine ilk tespit esas olmak üzere yine hazine adına tespit edilmiştir. Bu tespite süresinde itiraz eden Mehmet, süresi dışında itiraz eden Mehdi 'nin itirazı ve ilk tespite yapılan itirazlar üzerine kadastro komisyonunca tüm itirazların reddine, tespitin iptaline, parselin Mehdi adına tesciline karar verilmiştir. Hazine komisyonca itirazı olmayan kişiye verilmesinin yanlış olduğunu, hazinenin tapulu yeri olduğunu, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek ayrı ayrı açtığı davalar birleştirilmiştir. Mahkemece itiraz süresinin geçirilmiş olduğundan davanın kabulüne, 11.10.1988 tarihli komisyon kararının iptaline, 273 sayılı parselin hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Mehmet tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz Hazine adına tespit edilmiş, davalı Mehdi ve diğerleri tarafından tespite itiraz edilmiş, komisyon tüm itirazların reddine karar verdiği halde taşınmazın Mehdi adına tesciline karar vermiştir.
Böylece komisyon kararının içeriği ile sonucu çelişkili bir duruma gelmiştir. Ancak, itirazcılardan Mehdi kendi adına tescil kararı verildiği için bu karara karşı dava açması söz konusu olmamıştır. Ancak, getirtilip incelenen belgelere ve K Tapu Sicil Müdürlüğünün 15.2.2002 tarihli yazısına göre dava konusu 273 parsel sayılı taşınmazın ilanının 31.12.1985 ile 29.1.1986 tarihleri arasında yapıldığı anlaşılmıştır. İtirazcı Mehdi tespite karşı 4.3.1986 tarihli dilekçe ile itiraz etmiştir. Bu durumda komisyonun itirazın 30 günlük süre geçtikten sonra yapılmış olması nedeniyle itirazın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, itirazı reddettiği halde taşınmazın Mehdi adına tesciline karar vermiştir. Komisyon kararı bu yönüyle hatalıdır.
Ancak, mahkemece itirazın 30 günlük süre geçtikten sonra yapıldığı gözönünde tutularak komisyon kararının sonucunun iptaline ve taşınmazın tespitinin kesinleştiği gözönünde tutularak kesinleştirme işleminin yapılması için tutanağın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasındaki "hazine adına tesciline" sözlerinin çıkarılmasına, yerine "kesinleştirme işlemi yapılmak üzere tutanağın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine "sözlerinin yazılmasına, kuşkusuz bu durumda davalı Mehdi nin kesinleşen tespite karşı genel mahkemede 10 yıl içersinde dava açma hakkı mevcut olup, bu sürenin bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren başladığı düşünülmelidir. Zira komisyon kararı sonucu itibariyle Mehdi 'nin lehine olduğundan ve taşınmaz kendi adına tescil edildiğine göre komisyon kararına karşı o tarihte dava açması söz konusu olmayacağından bu kez ise aleyhine bir durum yaratıldığından 10 yıllık dava açma süresinin bu hükmün kesinleştiği tarihten itibaren başladığının kabulü gerekir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, 13.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy