(3402 S. K. m. 2, 3)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle, taraf tapu kayıtlarının dayanağı tüm belgeler yeniden getirtilerek plan, kroki ya da haritası bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gibi, komşu parsellerle birlikte dava konusu yerin belirlenmesi, aktarılan dava dışında kalan kısım var ise bu kesim yönünden kadastronun olağan usule göre tamamlanması için kadastro müdürlüğüne iadesine karar verilmesi, taraf tapu kayıtlarının iç içe girmesi halinde de hangi kayda değer verileceğinin tartışılması gerektiği yönlerine değinilmiştir. Bozma kararından sonra yapılan yargılama sonunda davanın reddine, 215 ada 16 nolu parseldeki taşınmazla ilgili 13.4.1931 tarih 17 nolu ve K.Sani 1937 tarih 1 nolu tapu kayıtlarının iptali ile teknik bilirkişi Ertunç un 21.6.2002 günlü raporuna ekli krokisinde ( B ) harfi ile gösterilen 668.47 m2 lik kısmının 1/2 'şer hisse hesabıyla Fatma ile Recep adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Ne var ki, bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Hükmüne uyulan bozma kararında tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dayanağı tüm belgelerin getirtilmesi gereğine değinildiği halde tapu kayıtlarının dayanağı tüm belgeler getirtilmemiş özellikle davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı iskan kayıtları ve eki belgeler getirtilip incelenmemiştir. Kaldı ki, tapu kayıtlarının uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi sözlerinin denetlenmesi açısından dava konusu taşınmaza dıştan komşu parsellerin tümünün tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek yerel bilirkişi sözleri denetlenmemiştir. Kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye haritasında duraksamaya meydan vermeyecek şekilde işaret ettirilmemiş, bu nedenle keşfi ve uygulamayı sağlıklı biçimde izleme olanağı da bulunamamıştır.
Öte yandan tapu kayıtlarının yüzölçümleri bulunmadığı dikkate alınarak bozma kararında vurgulandığı gibi, tapu kayıtlarının dayanağı belgelerde yüzölçümü bulunup bulunmadığı sağlıklı şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır. O halde hükmüne uyulan bozma kararı çerçevesinde araştırma ve uygulama yapılmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bozma kararı gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, hükme esas alınan uzman bilirkişi Ertunç Kazanç tarafından düzenlenen haritalı raporda ( A ) harfi ile işaretli 395,52m2 yüzölçümündeki kesimin aktarılan davanın kapsamı dışında kaldığı belirlendiği halde bu bölüm hakkında olağan yönteme uygun şekilde kadastrosunun tamamlanması için bununla ilgili kayıt ve belgelerin Kadastro Müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde bu kesimle ilgili olarak olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiş olması dahi isabetsiz,
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy