(4721 S. K. m.1025) (1086 S. K. m.240, 286)
Dava: Taraflar arasında doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 4.11.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden Niki vekili geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamalı dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 101 ada 32 parsel sayılı 383,79 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hükmen davalılar Fatma ve paydaşları adlarına tescil edilmiştir. Davacı Niki dava dilekçesinde taşınmazın 9.10.1953 tarih 17 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını, kadastroca davalılar adlarına oluşturulan tapu kaydının iptali ile taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın dayandığı tapu kaydını dava konusu taşınmaza ait olmadığı davalı tarafın dayandığı tescil davası sonucu oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş isede varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun değildir. Davacı tapusu eski tarihlidir. Davalı tapusu aktarılan tescil davası sonucu kadastro sırasında oluşmuş ancak tescil davasında davacı taraf olmadığı gibi kadastro davasında da taraf değildir. Süresi içerisinde asliye hukuk mahkemesine bu tapu iptal davasını açmıştır. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının iki sınırında yol diğer iki sınırında kişi adları yazılıdır. Sınırlarda yazılı kişilerden birinin komşu 31 parsel sayılı taşınmaz maliki olduğu anlaşılmıştır. Komşu 31 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydı da dava konusu taşınmaz yönünde tapu kaydındaki maliki okumaktadır. Bu durumda davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğunun kabulü gerekir. Buna aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Ancak davacının dayandığı tapu kaydı 1/2 paya aittir. Ve davacı adına kayıtlıdır. Tapu kaydını geri kalan 1/2 payının akibeti sorulmamış kime ait olduğu araştırılmamıştır. Bu nedenle yerel tapu sicil müdürlüğü ve gerekirse tapu kadastro genel müdürlüğünden davacının dayandığı tapu kaydının geri kalan 1/2 payının kime ait olduğu gittileri ile birlikte sorulmalı, hukuki değerini koruyup korumadığı araştırılmalı, şayet tapu kaydının tamamı davacıya geçmiş ise davanın kabulü ile taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmelidir. Geri kalan 1/2 paya ait tapu kaydı davacıya ait değilse taşınmazın üzerinde davalı tarafın zilyet olduğu da göz önünde tutularak 1/2 pay hakkındaki davanın kabulüne 1/2 pay hakkındaki davanın da reddine karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,Duruşmada vekille temsil edilen davacı vekili için takdiren 250.000.000 vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy