(3402 S. K. m. 13, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 200 ada 10 parsel sayılı 20519 m2 yüzölçümündeki taşınmaz zilyedi yararına edinme koşullarının gerçekleşmediğinden söz edilerek tarla niteliği ile, 203 ada 8 parsel sayılı 21195 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise dava dışı 15 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak ham toprak niteliği ile hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Adil bağışlamaya ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Salih da aynı nedenlere dayanarak taşınmazların adına tescili istemi ile davaya katılmıştır. Mahkemece davacının davasının kabulüne, katılanın davasının reddine, taşınmazların davacı Adil adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tesciline karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Kadastro Kanununun 13 ve 14.maddeleri hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu dava dışı 1 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 10.12.1980 tarih 1 sayılı tapu kaydı ile dava dışı 15 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 2.4.1980 tarih 3 sayılı tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri dikkate alındığında 10.12.1980 tarih 1 sayılı tapu kaydının çekişmeli 10 parseli, 2.4.1980 tarih 3 sayılı tapu kaydının dava konusu 8 sayılı parsel taşınmazı kapsaması olanaksızdır. Kayıtlarda tarif edilen çay dere gibi sınır yerleri doğal nitelikte sınırlar olup her yerde bulunması mümkündür. Kaldı ki, bu nitelikte tapu kayıtlarının kapsamın yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur.
Söz konusu kayıtların revizyon gördüğü dava dışı parseller dikkate alındığında, hal böyle olunca dayanılan kayıtların dava konusu taşınmazları kapsadığı düşünülemez. Uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Ne var ki, dava konusu taşınmazlardan 8 parsel sayılı taşınmaz ham toprak niteliği ile tespit edilmiştir. 10 parsel sayılı taşınmaz ise tarla niteliği ile tespit edilmiştir. Bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözleri olaylara dayanmayan soyut niteliktedir. Bilirkişi zilyetliğin 1984 yılında başladığını haber vermiştir.
Taşınmazların tespitlerinin yapıldığı 11.7.1987 17.7.1997 tarihleri dikkate alındığında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin geçmediği tartışmasızdır. O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların başında tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları ve belgelerle bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, keşifte dava konusu taşınmazlar mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi meyil durumu araştırılmalı, bu gözlem keşif tutanağına geçirilmeli, uzman ziraatçı bilirkişiden gözlemi yansıtacak şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy