(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 5.11.2002 günü belirlenen saatte temyiz eden Süleyman vekili, aleyhine temyiz istenen Mehmet vekili geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamalı dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Davacı Mehmet dava dilekçesinde kardeşi davalı Süleyman'la paydaş olduğu 75 ada 27 parsel sayılı taşınmaz üzerinde paylaşmaya dayanarak binanın 2-4 ve 6 nolu dairelerini yapıp, 15 yıldır zilyet olduğunu, davalı Süleyman'ın da 1-3-5 nolu daireleri yaparak zilyetliğini sürdürdüğünü 2-4-6 nolu dairelerin mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı paylaşmanın yapılmadığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne, 75 ada 27 sayılı parsel üzerinde bulunan 2-4-6 nolu dairelerin mülkiyetinin davacıya 1-3-5 nolu dairelerin mülkiyetinin ise davalıya ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın doğu cephesinde 2, 4 ve 6 numaralı dairelerinin kendisi tarafından yaptırıldığını, mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir. Yanlar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunmaktadır. Bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu tartışmasızdır. Anılan dairelerin davacı tarafından yaptırıldığı ve davacıya ait olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi anlatımı, tanık sözleri ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır.
Davalı tarafta anılan dairelerin davacı tarafından yaptırıldığını, nevarki eylemli bir durum yarattığını, herhangi bir paylaşma olmadığını savunmuş ise de aynı apartmandaki batı yönde bulunan 1, 3 ve 5 numaralı dairelerinde davalı tarafından yaptırıldığı ve böylece belediyeye müracaat ile oturma izni alındığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda bizzat davalı taraf belediyeye müracaatla 1, 3 ve 5 numaralı dairelerde oturma ruhsatı talebinde bulunduğu ve bunu temin ettiği anlaşılmakla paylaşmayı da kabul etmiştir. Bu nedenlerle davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki davacı taraf sadece 2, 4 ve 6 numaralı dairelerin kendisi tarafından yaptırıldığının tespitini istemiş, nevarki mahkemece talep olmadığı halde 1, 3 ve 5 parsellerinde davalı tarafa ait olduğu yolunda karar vermesi isabetsizdir. Bu husus bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yazılı "1, 3 ve 5 nolu dairelerin mülkiyetinin ise davalıya" cümlesinin çıkartılmasına, diğer yönden hükmün 3 numaralı bendinde davalı tarafa yüklenen "3.140.000.000" lira vekalet ücretinin hesabında yanılgıya düşülmüş olduğundan 3 numaralı bentteki anılan rakamın dahi çıkartılmasına, yerine" "250.000.000 TL" rakamının yazılmasına ve hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, istek halinde peşin alınan harcın iadesine,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisini vekile temsil ettiren davacı vekili için takdiren 250.000.000 vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy