(3402 S. K. m.11, 14) (1086 S. K. m.417)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle eksik inceleme ve araştırmaya dayanılan hükmün isabetsiz olduğu belirtilerek, bilirkişilerin 15.2.2001 tarihli raporuna ekli krokide taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, bir bölümünün dışında kaldığı, diğer bilirkişi kontrol mühendisinin de buna bağlı olarak aynı doğrultuda harita ve rapor düzenlenmiş isede bilirkişiler tarafından düzenlenen 1.11.2000 tarihli raporda taşınmazın tamamı hakkında açıklamalarda bulunulduğu, raporun 2. maddesinde taşınmazın tamamının denizel kökenli kumsal kumlarından oluştuğu 4. maddesinde taşınmazın bulunduğu alanda tarım yapmaya elverişli bir toprak oluşumuna rastlanmadığının belirtildiği kıyı kenar çizgisi konusunda açıklama yapılmadığı, bu durumda rapor içeriği ile buna ekli kroki ve bilirkişi tarafından düzenlenen krokinin çelişkili duruma geldiği bu çelişkinin giderilmesi için bilirkişilerden ek rapor istenilmesi, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığının açıklattırılması, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 118 ada 45 nolu parselin tespit tutanağının iptali ile teknik bilirkişinin 15.2.2001 tarihli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 438,17 m2 lik kısmın ifrazı ile aynı ada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilerek davacı Şükrü adına tesciline, ifraz edildikten sonra kalan kısmın tespit harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Hazinenin temyizi teknik bilirkişi kontrol mühendisi tarafından tanzim edilen haritada A harfi ile gösterilen 438.17m2'lik bölüm hakkında oluşturulan hükme yöneliktir. Anılan bölümün kesinleşen kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı tarım toprağı niteliğinde bulunduğu ve taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle saptanmıştır. Bu nedenlerle hazinenin esasa yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne varki dava kısmen kabul ve kısmen redle sonuçlanmış bulunmasına göre davalı hazine vekili yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetsiz olduğu gibi, mahkeme masraflarının da red ve kabul oranı gözönünde tutularak taraflara yüklenilmesi gerekirken, mahkeme masraflarının hazine uhdesinde bırakılmış olması yasaya aykırıdır.
Sonuç: Hazinenin masraf ve vekalet parası yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy