(3402 S. K. m. 14/son)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 441 parsel sayılı 63000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ve ölü olduğu da belirtilerek Hacı Ahmet oğlu Halil adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan erlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın Hacı Ahmet oğlu Halil mirasçıları Mehmet ve arkadaşları adına payları da gösterilmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın tespitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza ait olduğunun kesin olarak belirlenemediği taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süre ile zilyet bulunan ve adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Tespite dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı T.Evvel 1304 tarih 285 sayılı tapu kaydında "Kadı Efendi", "Hacı Salih" ve "Semerci" sınır olarak tarif edilmiştir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi "Semerci" olarak tarif edilen sınır yerini göstermiş, Semerci taşınmazının 443 parsel yeri ile 444 parsel sayılı taşınmazın kuzeyi olduğu belirlenmiştir. Dosya içeriğine göre "Kadı Efendi" yerinin 440 parsel, Hacı Salih yerinin ise 444 parsel sayılı taşınmazın güneyi olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca tapu kaydının bu yere ait olduğunun kabulü gerekir. Ne varki, tarif edilen sınırlar taşınmazın tümünü çevrelememektedir. Hal böyle olunca kayıt yüzölçümü ile geçerlidir.
Tapu kaydında yüzölçümü 20 dönüm olarak açıklanmıştır. Oluştuğu gün dikkate alındığında bir dönüm 919m2'dir. Bu durumda tapu kaydının yüzölçümü 18380m2'dir. Taşınmazın yüzölçümü ise 63000m2'dir. Kaydın oluştuğu günden tespit gününe kadar adlarına tescile karar verilen kişilerin taşınmazda 20 yılı aşkın süre ile zilyet oldukları dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Hal böyle olunca dava konusu taşınmazın tespitine dayanak yapılan davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının taşınmaza ait olduğu miktar fazlası üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinmenin diğer koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Ne var ki davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla bir kişinin edinebileceği toplam taşınmaz miktarı kuru toprakta 40 sulu toprakta 100 dönümdür.
Bu olgular dikkate alınarak adlarına tescil kararı verilen kişilerin kimliklerinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle adlarına başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediğinin Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden bu kişiler tarafından açılan derdest yada sonuçlanan tescil davası bulunup bulunmadığının Sulh ve Asliye Mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanması gerekirken, bu olgunun gözardı edilmiş olması isabetsiz,
Sonuç: Davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy