(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 146 ada 4 ve 7 ile 208 ada 4 ve 5 parseller sırasıyla; 1316.07, 1442.82, 1711.85 ve 3186.20 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 146 ada 4 ve 7, 208 ada 4 parseller Mehmet Çavdar'ın bu yerlerin kendisine miras yolu ile gelen malı olduğunu ancak bir süredir kullanmadığını beyan etmesi nedeniyle ileride kültür arazisine dönüşebilecek yerlerden olduğundan, 208 ada 5 parselin üzerindeki evin Mehmet Çavdar'a ait olduğu beyanlar sütununa yazılarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Mehmet Çavdar 208 ada 4 ve 5 parsellere karşı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 146 ada 4 parsele karşı satın alma yolu ile oluşan eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 146 ada 7 parsele karşı miras yolu ile gelen hakka, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 208 ada 4 ve 5 parsellerin ve 146 ada 4 parselin tespitinin iptali ile davacı adına 146 ada 7 parselin ise tespit gibi tesciline karar vermiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı Mehmet Çavdar'ın temyizi 146 ada 7 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yöneliktir. Tespit gününe kadar dava konusu taşınmaz üzerinde davacının 20 yılı aşkın süre ile zilyet olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki, davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmünde aynı çalışma alanı içinde bir kişinin edinebileceği toplam taşınmaz miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümdür. Dava dosyasına getirtilen karşılık yazıların içeriği dikkate alındığında davacının miras bırakanı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla 100 dönümden fazla taşınmazın tespit ve tescil edildiği belirlenmiştir. Hal böyle olunca, davacı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen tüm koşullar gerçekleşmemiştir. Davacı paylaşmaya yada ayrı bir hukuki sebebe de dayanmamıştır. Miras yoluyla gelen hakka dayanmıştır. Mahkemece bu yönler dikkate alınarak 146 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının 146 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün ONANMASINA,
2- Davalı Hazinenin 146 ada 4, 208 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelen temyiz itirazlarına gelince: Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile tutanak bilirkişilerinin beyanları birbiri ile çeliştiği halde tutanak bilirkişilerinden yalnızca Osman Akkaya dinlenmiş, diğer tutanak bilirkişileri dinlenmemiştir. Nedenleri ise hüküm yerinde tartışılmamıştır. O halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, Osman Akkaya dışındaki tutanak bilirkişileri ayrı ayrı dinlenilmeli, hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık duraksamasız giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden 146 ada 4, 208 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün BOZULMASINA 22.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy