(3402 S. K. m. 14, 46)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 308 ada 40 parsel sayılı 10490,39m2, 308 ada 123 parsel sayılı 4638,41m2, 313 ada 266 parsel sayılı 7862,66m2, 314 ada 51 parsel sayılı 4691,01m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Mehmet ve Mahmut miras hakkına, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tüm taşınmazlar için dava açmışlar, dava sırasında 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz hakkında açtıkları davadan feragat etmişlerdir. Davacı İbrahim in satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz için açtığı dava, bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, davacılar Mehmet ve Mahmut ın 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz için açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, 308 ada 40 parsel, 308 ada 123 parsel, 313 ada 266 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalarının kabulü ile davacılar Mehmet ve Mahmut adlarına payları oranında, davacı İbrahim in 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının da kabulü ile davacı İbrahim adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyiz konusu 308 ada 40, aynı ada 123 ve 313 ada 266 parsel sayılı taşınmazların 4753 sayılı kanun ile ek ve tadillerine göre oluşturulan davalı hazineye ait tapu kaydı ve eki haritasının kapsamında kaldığı, tapu kayıtlarının oluşturulduğu dönemden önce davacılar Mehmet ve Mahmut yararına taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmü dikkate alındığında bu gibi yerlerin zilyetleri adına tespit yada tesciline olanak vardır. Mahkemece bu olgular karşısında taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenler, hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Hazineden ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2-Davalı Hazinenin dava konusu 314 ada 51 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz 4753 sayılı kanun ile ek ve tadillerine göre oluşturulan davalı hazine adına oluşturulan tapu kaydı ve eki haritasının kapsamında kaldığı, tapu kaydının oluşturulduğu dönemden önce davacı İbrahim adına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle davalı Hazinenin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü dikkate alındığında aynı çalışma alanı içerisinde bir kişinin belgesiz zilyetlik yoluyla edinebileceği toplam taşınmaz miktarı sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümdür. Mahkemece bu olgular gözönünde tutularak davacı İbrahim in açık kimliğinden söz edilerek aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden adına başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediğinin Kadastro Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanması gerekirken, mahkemenin bu olguları gözardı ederek yazılı şekilde hüküm kurması isabetsiz,
Sonuç: Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 314 ada 51 parsel sayılı taşınmaz hakkında oluşturulan hükmün BOZULMASINA, 26.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy