(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 8 parsel sayılı 11210,61 m2, 12 parsel sayılı 26054,35 m2, 14 parsel sayılı 29071,45 m2, 15 parsel sayılı 38261,33 m2, 18 parsel sayılı 12908,37 m2, 19 parsel sayılı 20557,34 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına ve zilyetliğe dayanılarak hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacılar miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf başka tapu kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Davacının dayandığı Ağustos 1289 yoklama kaydı onaysız ve intikal görmediğinden tapu kaydı niteliğinde değildir. Bir an için bu kaydın tapu kaydı niteliğinde olduğu kabul edilse bile kayıtta taşınmazın türü tarla, yüzölçümü 1 ölçek olarak gösterilmiş, kaydın intikal görmediği saptanmıştır. Sınırlar ise Alo ve İbrahim ve Tarik olarak tarif edilmiştir. Kayıt maliki Şakir efendinin vefat ettiği dosya içeriği ile saptanmıştır. Kayıt intikal görmemiştir. Daha açık bir anlatımla davacı tarafın dayandığı tapu kaydı hukuksal değerini de yitirmiştir. Öte yandan davacı tarafın dayandığı kaydın yüzölçümü ve sınırları itibariyle dava konusu taşınmazları kapsaması da olanaksızdır. Hazine tapularının çekişmeli taşınmazlara ait olduğu dosya içeriği, toplanıp değerlendirilen delillerle, mahkemece yapılan keşif, uygulama ile belirlenmiştir. Hazine tapularının oluşma nedenleri dikkate alındığında taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğu kuşkusuzdur. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.200.000 lira ilam harcının davacılardan alınmasına, 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy