(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 104 ada 2 parsel sayılı 36420,33 m2 4 parsel sayılı 14925,66 m2, 5 parsel sayılı 25895,12 m2, 6 parsel sayılı 32551,11 m2, 7 parsel sayılı 7711,81 m2, 8 parsel sayılı 59791,20 m2, 10 parsel sayılı 42620,45 m2, 11 parsel sayılı 14985,95 m2 12 parsel sayılı 18009,40 m2, 13 parsel sayılı 6179,55 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı ve zilyetliğe dayanılarak hazine adına, aynı ada 3 parsel sayılı 49606,61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar miras yoluyla gelen hakka, tapu kaydına vergi kaydına ve zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kadastro tespit gününde dava konusu taşınmazlar üzerinde davacılar yararına mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı taraf Mayıs 1334 tarih 35 ve 51 sayılı tapu kayıtlarına dayanmıştır. Tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri saik ve sebebi belli olmayan somut olaylara dayanmayan soyut nitelikteki sözlerden ibarettir. Öte yandan davacıların dayandığı tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişice düzenlenen haritalı raporda açıkça gösterilmediğinden keşfi izleme, bilirkişi sözlerini denetleme imkanı bulunamamıştır.
Dava konusu taşınmazların davalı hazinenin tutunduğu kadastro tespitine dayanak yapılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen bu yönde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi ile çözümlenecektir.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacıların dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra davacıların tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkileri belirlenmeli, akdi, irsi ilişkinin varlığı halinde tapu kayıtlarının hukuksal değerini yitirip yitirmediği incelenmeli, öte yandan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü taşınmazlarla ilgili tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı ise dava dosyaları getirtilmelidir.
Davacıların dayandığı tapu kayıtları dava dışı parsellere revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parseller ile dava konusu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden istenilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel, ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılmalı, keşifte davacıların 10, 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak tapu kaydına 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak 1937 tarih 118 tahrir sayılı vergi kaydına dayandıkları özellikle gözönünde tutularak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle davacıların dayandığı tapu kayıtları ile 1937 tarih 118 tahrir sayılı vergi kaydı dava dışı taşınmazlara revizyon görmüş ise revizyon gördüğü dava dışı parsellerde dikkate alınarak yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri olduğu takdirde taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, davacıların dayandığı tapu kayıtları ile vergi kaydının kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca yöntemine uygun şekilde belirlenmelidir.
Dayanılan tapu kayıtlarının taşınmazların tümünü yada bir bölümünü kapsaması halinde yada tespite dayanak yapılan davalı hazinenin tutunduğu tapu kayıtları ile davacıların dayandığı tapu kayıtlarının iç içe girmesi bir başka deyişle çakışması halinde önceki günlü doğru temele dayanan ve hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği düşünülmeli, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığının saptanması halinde hazine adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı dikkate alınmalı, Hazine tapu kaydının oluşma nedeni dikkate alınarak hazine tapusunun oluştuğu günden önce taşınmaz üzerinde kimlerin zilyet olduğu araştırılmalı, zilyetliğin başlangıç günü süresi sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapusu taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olması nedeni ile oluşmuş ise hazine tapu kaydının oluşmasından önceki günde taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğinin hukuki bir değer taşımayacağı gözönünde tutulmalı, özellikle 2, 6, 7, ve 8 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak davacıların zilyetliğe dayandığı dikkate alınmalı, az yukarda belirtildiği şekilde yeterli zilyetlik araştırması yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların bu nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy