(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu 136 ada 63 parsel sayılı 29020.34 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı ada 43 parsel sayılı taşınmaza uygulanan vergi kayıt miktar fazlası olarak hazine adına, 129 ada 15 parsel sayılı 11103.42 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Abdurrahman miras yoluyla gelen hakka ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, her iki taşınmazın kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına ayrı ayrı tesciline karar verilmiş,hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 136 ada 63 parsel sayılı taşınmaz dava dışı 43 parsel sayılı taşınmazın vergi kaydı miktar fazlası olarak 129 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ise ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sıfatı ile dinlenen iki tutanak bilirkişisinin beyanları soyut nitelikte olaylara dayanmayan sözlerden ibarettir.
Tutanak bilirkişilerinin tanık olarak dinlenmesi nedenleri hüküm yerinde tartışılmadığı gibi diğer tutanak bilirkişisinin dinlenmemiş olması da doğru değildir. Öte yandan dava konusu taşınmazlardan 63 parsel sayılı taşınmazın "batı" ve "güney" sınırı oluşturan taşınmazın türü belirlenmemiş, tespit sırasında hangi parsel sayısı altında tespit edildiği yada kadastro dışı kalıp kalmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Uzman bilirkişi olduğu keşif tutanağında belirtilen "Okan" tarafından düzenlenen harita ve rapor da yetersizdir.
Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazların çevresini oluşturan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilmeli 63 parsel sayılı taşınmazın batı ve güney kesimi kadastro görmemiş daha açık bir anlatımla kadastro dışı bırakılmışsa eylemli durum belirlenmeli, tespit tutanağı bilirkişileri yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında yeniden ayrı ayrı dinlenerek, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık olduğu takdirde çelişki giderilmeli, taşınmazların fiziksel durumu mahkemece görülüp gözlenmeli, meyil durumu kültür arazisi olup olmadığı komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılarak belirlenmeli, uzman ziraatçı bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava dışı 43 parsele revizyon gören vergi kaydında nizalı 63 parsel yönü sırt olarak sınır tarif edilmekle bu eylemli durum üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın kadastro paftasından fotokopi örneği alınarak uzman bilirkişi Okan tarafından dosyaya ibraz edilen bilimsel veriden yoksun harita ve rapora değer verilerek hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy