(3402 S. K. m. 14, 30/2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hayrettin mirasçısı Meryem tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle "tespitten önce taşınmazlar yönünden açılan dava bulunduğuna göre 3402 sayılı Kanununun 30/2 maddesi gereğince hak sahibinin belirlenmesi ve onlar adına karar verilmesi bu nedenle taşınmazların kimden kaldığının, kimler tarafından ne şekilde zilyet edildiğini, mirasçılar arasında paylaşma ve pay satışlarının olup olamadığının 8, Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın konusu olup olmadıklarının, vergi kayıtlarının bu yerlere ait olup olmadığının, mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 151, 152, 154, 373, 379 parsel sayılı taşınmazların İsmi adına, 125 ve 141 parsel sayılı taşınmazların Fatma adına, 410, 420, 513 parsel sayılı taşınmazların Rasim ve Fatma adlarına 421 ve 450 parsel sayılı taşınmazların Fatma adına, 230, 315, 391, 401, 409, 416, 449, 465 ve 490 parsel sayılı taşınmazların Meryem mirasçıları Mebrure, Ahmet, Abdülhalim, Ahsen, Burhanettin, Edip, Meryem, Leyla, Fatma, Şükran, Lütfiye, Mithat adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hayrettin mirasçısı Meryem tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 230, 315, 391, 401, 409, 416, 449, 465 ve 490 parsel sayılı taşınmazların ortak miras bırakan Meryem'e ait olduğu ölüm gününden sonra terekesinin yöntemine uygun şekilde paylaşılmadığı tespit gününe kadar taşınmazlar üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyet Meryem mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 230, 315, 391, 401, 409, 416, 449, 465 ve 490 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 6.860.000 lira ilam harcının temyiz edenden alınmasına,
2-Dava konusu diğer taşınmazlarında davalı tarafın ortak miras bırakanı Meryem'e ait olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Esasen bu hukuksal olgu mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ortak miras bırakan Meryem'in Medeni Kanunun yürürlük gününde 1938 yılında vefat ettiği bu nedenle terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu yönü de kuşkusuzdur. Mustafa, Ayşe ve Fatma, dava konusu taşınmazları ortak miras bırakan Meryem mirasçısı Hayrettin'den satın aldıklarını öne sürmüşlerdir.
Kural olarak iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olan terekeye dahil bir taşınmazın satışının geçerli olabilmesi için tüm mirasçıların satışa muvafakat etmeleri gerekir. Yada dava konusu taşınmazları Mustafa, Ayşe ve Fatma 'ya sattığı belirlenen Meryem mirasçısı Hayrettin'in ortak miras bırakan Meryem'in ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde terekenin paylaşıldığını dava konusu taşınmazların paylaşma sonucunda kendi miras payına isabet ettiğini kanıtlaması gerekir. Kaldı ki asıl olan terekenin paylaşılmamış olmasıdır. Paylaşmaya dayanan taraf paylaşma olgusunu kanıtlamakla yükümlüdür. Yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras paylarından vazgeçmeleri koşuluna bağlıdır.
Somut olayda mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığı kanıtlanmamıştır. Meryem mirasçısı Hayrettin'in, Mustafa, Fatma ve Ayşe'ye yapmış olduğu satışlar açıklanan nedenlerle geçersizdir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak dava konusu 125, 141, 151, 152, 154, 373, 379, 410, 420, 421, 450 ve 513 parsel sayılı taşınmazların da miras payları oranında Meryem mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 125, 141, 151, 152, 154, 373, 379, 410, 420, 421, 450 ve 513 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün BOZULMASINA, 20.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy