(3402 S. K. m. 5, 16, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Ahmet Sakıcı ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1155 parsel sayılı 31708 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Mehmet oğlu Ali İğne adına 1936 tarih 387 tahrir no ile vergide kayıtlı olduğundan ancak o tarihten beri kullanılmadığından söz edilerek hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Ahmet Sakıcı tapu kaydına, miras hakkına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Nurettin Kaya, Vahyettin İrikmen, İsmail Kurtboğa, Bekir Ay taşınmazın Çatak mezrasının merası olduğunu öne sürerek katılma dilekçesi vermişler, Nurettin Kaya Vahyettin İrikmen ve dilekçesi bulunmayan Abdülbaki Cindi duruşmaya gelerek taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasını istemişlerdir. Mahkemece katılma istemleri ara kararıyla reddedilmiş, ancak Yiğitler Köy Tüzel Kişiliği resen davaya dahil edilmiş, duruşmada köyü temsilen dinlenen köy muhtarı taşınmazın mera olarak kullanıldığını savunmuştur. Mahkemece davacının davasının reddine, 1155 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Ahmet Sakıcı ile davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf tapu kaydına, miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açmıştır. Davacının dayandığı Nisan 1325 cedit 6/14 sayılı kaydın onaysız yoklama kaydı olduğu, tedavül görmediği ve bu nedenle tapu kaydı niteliğinde bir belge olarak kabul edilemeyeceği kuşkusuzdur. Kaldı ki, bu kaydın dava konusu taşınmaza ait olmadığı da dosya içeriği ile belirlenmiştir. Mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillere göre dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu saptanmıştır. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazların sınırlandırılmasına karar verileceği 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmünde açıklanmıştır. Ne var ki, dava konusu taşınmaz davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Tespit 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malikhanesi açık olarak yapılmamıştır. Bu nedenle somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi hükmünün uygulama yeri yoktur. O halde mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken,
Sonuç: Davanın reddine karar verildiği halde taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, olması isabetsiz ise de yanılgının düzeltilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün ( 2 ) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine "dava konusu taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesciline" sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, hüküm düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, 20.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy