(3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, dosyadaki belgeler incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 125 ada 61 parsel sayılı 3300.87m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı Mahir, aynı ada 62 parsel sayılı 1028.05m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı Bahtiyar adlarına tapu kaydına, tapu dışı paylaşmaya, bağışa, zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiştir. Askı ilan süresinden önce itirazı komisyonca reddedilen Mustafa ve paydaşları tapu kaydına miras hakkına dayanarak ve paylaşmanın yapılmadığını öne sürerek dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıt malikleri adlarına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı Bahtiyar'a aleyhindeki mahkeme hükmünün tebliğ edildiği gün ile temyiz dilekçesinin mahkemeye veriliş günleri arasında yasada belirtilen temyiz süresi geçmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı Bahtiyarın temyiz inceleme isteğinin süre aşımından REDDİNE,
2-Kadastro tespitine dayanak yapılan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Esasen bu olgu mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davacı taraf tapu dışı paylaşmanın yapılmadığını öne sürmüştür. Davalı taraf paylaşmaya dayanmıştır. Asıl olan terekenin paylaşılmamış olmasıdır. Paylaşmaya dayanan davalı taraf bu hukuksal olguyu kanıtlamakla yükümlüdür. Kural olarak yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için tüm mirasçıların bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri koşuluna bağlıdır. Davalı taraf somut olayda az yukarda belirtilen şekilde paylaşmanın varlığını kanıtlayamamıştır. Dava dışı 125 ada 81 parsel sayılı taşınmazın kök miras bırakan Ahmet mirasçılarından Pembe, Sebahat, Emine ve Zeliha adına paylaşma olgusuna dayanılarak tespit edilmesi, 104 ada 157 parsel sayılı taşınmazın ise davacı Mustafa adına, paylaşma olgusuna dayanılarak tespit edilmiş olması, paylaşmanın yapıldığının kesin kanıt değildir. Kuşkusuz taraflar dışında kalan kök miras bırakan Ahmet mirasçılarının koşullarının varlığı halinde genel mahkemede söz konusu taşınmazlarla ilgili olarak dava açma hakları saklıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy