(3402 S. K. m. 29)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 168 ada 2 parsel sayılı 2697,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yolu ile gelen hakka, paylaşmaya ve zilyetliğe dayanılarak ve ölü olduğu belirtilerek Fakı adına tespit edilmiştir. Tutanak içeriğinde muris eşi Sultan'ın E Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmaza hudut bulunan aynı ada 3 parsel aleyhine men'i müdahale davası açtığı dava konusu yerin krokide kırmızı kesik çizgilerle gösterilen köy içi yol olduğu davanın sınıra yönelik olması nedeniyle yüz ölçüm hesaplaması yapılmayarak malik tayininin yapıldığı belirtilmiştir. Davacı, taşınmazın güney batısında kalan miktarı keşifte belirlenecek takriben 60 m2'lik kısmın kendisine ait 168 ada 2 parsel nolu taşınmazdan ayrılarak yol olarak tespit dışı bırakılması işleminin iptali ile adına tespit ve tescile karar verilmesi istemi ile dava açmıştır. Kadastro Mahkemesinde dava devam ederken tespit tutanağında bahsi geçen ve aynı yere ilişkin olduğu dava dilekçesinde açıklanan müdahalenin men-i davasına Asliye Hukuk Mahkemesi taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağının düzenlenmediğini belirterek davanın Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesince de görevsizlik kararı verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf miras bırakanı Fakı adına tespit edilen dava dışı 168 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik olduğunu eksikliğin yol olarak kadastro dışı bırakıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece hükümde gösterilen nedenlerle görevsizlik kararı verilmiştir.
2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağı içeriğinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/249 esas sayılı dava dosyasından söz edilmiştir. Dosya içerisine getirtilen 2001/249 esas sayılı dava dosyası içeriğine göre davacı Sultan tarafından davalı Celal aleyhine elatmanın önlenmesi davası açıldığı davanın görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmasına karar verildiği saptanmıştır. Ne var ki bu davanın konusu taşınmazla ilgili tespit tutanağı dosya arasında bulunmamaktadır. Davacı vekilinin beyanı esas alınarak görevsizlik kararı verilmiştir. Kaldı ki davacı vekili dava konusu yerin tespit dışı bırakıldığını açıklamıştır. Kural olarak tespitten önce genel mahkemeye açılan taşınmazlarla ilgili davalarda tespit tutanağı düzenlendiği anda genel mahkemenin görevi sona erer. Mahkemece tutanak getirtilerek dava dosyasıyla birleştirilmemiştir.
Öte yandan görevsizlik kararları işten el çekme niteliğindedir. Bu nedenle öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı, taraflarına tebliğ edilip kesinleştirilmelidir. Genel mahkemedeki davanın konusu taşınmazla ilgili tutanak düzenlenmiş ise tutanak dava dosyası ile birleştirilmeli, ondan sonra görevsizlik kararı verilmelidir. 168 ada 2 parsel sayılı taşınmaz davaya konu olmadığı göz önüne alınmalı, bundan sonra sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılmalı davacının davaya konu ettiği taşınmaz belirlenmeli, kadastro paftası zemine uygulanmalı, tutanağının düzenlenip düzenlenmediği duraksamasız belirlenmeli, uzman bilirkişiden bu konuda ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, tutanak düzenlenmemiş ise bu nitelikteki davaların kadastro mahkemesinde görülemeyeceği genel mahkemede görüleceği düşünülmeli, tutanak düzenlenmiş ise tespitten önce asliye mahkemesine açılan davanın kadastro mahkemesine aktarılmasına ilişkin görevsizlik kararı kesinleştirilmeli, kesinleştirildikten sonra davacı Sultan'ın dilekçesi içeriği nazara alınarak miras bırakanı Fakı nın başka mirasçısı olup olmadığı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek belirlenmelidir.
Davacı Sultan tereke adına dava açmadığı dikkate alınarak olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı dikkate alınmalı, Sultan dışında Fakı mirasçıları var ise yöntemine uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek husumet yaygınlaştırılmalı bu yolla taraf koşulu oluşturulmalı, taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek konucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece taraf koşulu oluşturulmaksızın tespitten önce açılan dava ile ilgili olarak verilen görevsizlik kararı kesinleştirilmeksizin ve davaya konu yapılan taşınmazın tutanağının düzenlenip düzenlenmediği taşınmaz başında uzman bilirkişi aracılığı yerel bilirkişi marifeti ile belirlenmeksizin işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy