(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 111 ada 181 parsel sayılı 5300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çifte tapu bulunması nedeniyle malikhanesi boş bırakılarak kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yapılan askı ilan süresi içinde Abbas, Aziz, Hüseyin tapu kaydına dayanarak davaya asli müdahil olarak katılmışlardır. Mahkemece asli müdahillerin davasının kabulü ile çekişmeli parselin müdahiller adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaza ait çifte tapu kaydı bulunması nedeniyle malik hanesi açık bırakılarak tespit edilmiştir. Mahkemece katılan davacıların davasının kabulüne, taşınmazın katılan davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Kural olarak çifte tapu kaydı bulunması halinde önceki günlü doğru temele dayanan hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verileceği tartışmasızdır. Ne varki katılanlar hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucunda oluşan tapu kaydına dayanmışlardır. Hazinenin tescil davasında taraf olduğu dikkate alındığında hazineyi bağlayacağı tartışmasızdır. Öte yandan kesin hüküm akdi ve ırsi haleflerini de bağlar. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır.
Kesin hükmün varlığı halinde başkaca delil aranmaksızın aynı taşınmaza ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmesi zorunludur. Katılan davacıların dayandıkları hazinenin taraf olduğu tescil hükmü ile oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu da toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Sonuç: Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı alınmasına yer olmadığına, 21.4.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Dava konusu taşınmazın hazineye ait 1331 sayılı kanunun 7.maddesine göre oluşturulan 1951 tarihli tapu kaydı ile adlarına tescil kararı verilen davaya katılanların dayandığı tescil davası sonucu oluşan tapu kaydının kapsamında kaldığı dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece hazine tapusunun mevkisinin uymadığı iki sınırının uyduğu belirtilmiş ise de komisyon incelemesi sırasında ve toplanan delillere göre hazine tapusunun dava konusu taşınmaza uyduğu saptanmıştır. Bu durumda gerek hazinenin gerek karşı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının taşınmaza ait olduğu belirlenmiş, nitekim komisyonca malik hanesi açık bırakılarak bu nedenle tutanak kadastro hakimliğine gönderilmiştir.
Her ne kadar davaya katılanların dayandığı tapu kaydı hazinenin taraf olduğu tescil davası sonucu oluşmuş ise de bu tescil davası ile birlikte veya ayrı olarak aynı yere ait önceki tarihli hazine tapusunun iptali dava edilmemiştir. Böylece aynı taşınmaza ait iki ayrı tapu kaydı oluşmuştur. Kural olarak çifte tapunun söz konusu olduğu durumlarda önceki tarihli ve geçerli nedene dayalı tapu kaydına değer verilmesi zorunludur. Önceki tarihli hazine tapusu bir dava sonucu iptal edilmedikçe aynı yer hakkında tescil davası sonucu oluşan tapu kaydı ile önceki tarihli hazine tapusu kendiliğinden iptal edilmiş sayılamaz. Kaldı ki olayda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun öngördüğü şekilde kesin hükmün koşulları da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle önceki tarihli hazine tapusuna değer verilerek taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, sonraki tarihli tescil davası sonucu oluşan tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulması isabetsiz ve hükmün bu gerekçe ile bozulması gerekirken onanması doğrultusundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy