(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 259)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 126 ada 181 parsel sayılı 5591,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Selim Talan adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanıp değerlendirilen deliller ile dosya içeriği dikkate alındığında yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya kapsamına uymamaktadır. Tutanak bilirkişilerinden Hasan ve Yaşar'ın usulün 259. maddesi hükmüne aykırı biçimde duruşmada dinlenmiş olması diğer tutanak bilirkişileri Taşdemir ve Cemalettin'in dinlenmemiş olması isabetsiz ise de kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, davalı taraf herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamıştır. Uzman ziraatçi bilirkişi taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olmadığını duraksamasız belirtmiştir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi davalı tarafın 20 yılı aşkın süre ile zilyet olduğunu ve taşınmazın otunu biçmek suretiyle zilyetliğini sürdürdüğünü haber vermiştir. Süresi ne olursa olsun ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetlik hukukça bir değer taşımaz.
Sonuç: Mahkemece uzman ziraatçi bilirkişinin raporu yerel bilirkişinin beyanı ve az yukarıda belirtilen olgular dikkate alınarak davanın kabulüne taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,12.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy