(3402 S. K. m. 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 107 ada 32 parsel sayılı 95261,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak Mehmet İnce adına tespit edilmiş, Rukiye İnce'nin satın almayla oluşan eklemeli zilyetliğe dayanarak itirazı üzerine Kadastro Mahkemesince taşınmazın malikinin Rukiye İnce olduğuna karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Davacı Yurdakul Kozulcalı tapu kayıtlarına, bağışa dayanarak davalının 1/2 payının iptali ile 1/2 payın kendi adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 107 ada 32 parselde teknik bilirkişinin raporunda "Harım" olarak gösterdiği 12463 m2'lik kısma karşılık gelen tapu kaydının iptali ile 12463 m2'nin 1/2'si olan 6231.5 m2'nin davacı adına geri kalan kısmın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf tapu kaydına dayanmıştır. Tapu kaydının uygulaması yetersizdir. Kayıtta tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada açık seçik biçimde gösterilmemiş, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi sözleri ise olaylara dayanmayan soyut nitelikte saik ve sebebi belli olmayan dayanaktan yoksun sözlerden ibarettir. Öte yandan yerel bilirkişi beyanları komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmemiştir. Hal böyle olunca uzman bilirkişinin düzenlediği harita, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermemektedir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yerine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne uygun biçimde uygulanmalı, kayıtta tarif edilen sınır yerleri uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işaret ettirilmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgelerle yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli, yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar bulunduğu takdirde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bu yolla dayanılan tapu kaydının kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeli, kayıtta tarif edilen sınır yerlerinden biri yada bir bölümü açık kaldığı takdirde kaydın yüzölçümüyle geçerli olacağı düşünülmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dayanılan tapu kaydının kapsamı olan taşınmaz bölümünün 1/2 payına yönelik olduğu dikkate alınarak davanın payla sınırlı olarak çözümleneceği göz önünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz.
Sonuç: Davacı ve davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy