(3402 S. K. m. 14, 17, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 114 ada 72 parsel sayılı 490 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden iken 1985 yılında imar ihya edilerek tarla haline getirildiğinden, ancak 14.maddede yazılı edime koşullarının oluşmadığından söz edilerek hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde Hüseyin oğlu Yüksel zilyetliğinde olduğu gösterilmiştir. Davacı Yüksel tapu kaydına dayanarak dava dışı 114 ada 66 ve 67 parselle beraber kayden satın aldığını ve etrafının taş duvarla çevrili olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 114 ada 72 parsel sayılı taşınmazın Yüksel adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 114 ada 72 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı taraf dava konusu taşınmazın dava dışı kendi adına tespit edilen 66 ve 67 parsel sayılı taşınmazlara revizyon görün tapu kaydının kapsamında kaldığını taşınmaz üzerinde zilyet olduğunu öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece tespit gününde dava konusu taşınmaz üzerinde adına tescile karar verilen davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazın sınırında uzman bilirkişi Hasan tarafından düzenlenen 11.6.2003 günlü haritada gösterildiği üzere kayalık ve çalılık sınır olarak tarif edilmiştir. Davacının dayandığı tapu kaydında da gerçekten güneyde "kayalık ve çalılık" sınır yeri olarak tarif edilmiştir. Ne varki mahkemece bu olgular dikkate alınarak orman yönünden herhangi bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır.
Öte yandan davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş 66 ve 67 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü belirtildiği halde bu taşınmazların tespit tutanağı ve dayanakları belgeler getirtilmemiştir. Böylesine yetersiz, sağlıksız bir soruşturma ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu sicil müdürlüğü ve tapu kadastro genel müdürlüğünden getirtilmeli, varsa haritası da istenilmeli bundan sonra taşınmazın bulunduğu bölgede tespit gününden öne orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı daha sonra orman sınırında 6831 sayılı yasanın 1744 sayılı kanunla değişik 2 aynı yasanın 2896, 3302, 3373 sayılı kanunlarla değişik 2/B maddesi hükmü gereğince değişiklik yapılıp yapılmadığı orman idaresinden sorulup saptanmalı, yapılmış ise bu yönetimsel işlemlerin kesinleşme gününü gösterecek şekilde harita ve mazbatalar orman idaresinde getirtilmelidir.
Davacının dayandığı, tapu kaydının revizyon gördüğü öne sürülen dava dışı 66, 67 parsel sayılı taşınmazlar ile komşu 68, 69, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmasına ilişkin yönetimsel işlemler yapılmış ve tespit gününden önce kesinleşmiş ise orman sınırlandırma harita ve tutanağı dayanağı belgeler ve orman sınırları dışına çıkarma işlemleri ile ilgili harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırma ve orman sınırları dışına çıkarılma işlemlerinin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinde yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı orman sayılan yerlerden iken orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığı belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma 6831 sayılı yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılmalıdır.
Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı sonucuna varıldığı takdirde dayanılan tapu kaydının kapsamı revizyon gördüğü dava dışı parseller dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde belirlenmeli, uzman ormancı bilirkişi ile tapu fen memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı dayanılan tapu kaydının kapsamında kalmadığı anlaşıldığı takdirde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununu 14 ve 17. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, zilyetliğin başlangıç süresi sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, gerektiğinde tutanak bilir kişileri de taşınmaz başında dinlenilmeli, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları arasında aykırılık varsa giderilmeli, komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy