(3402 S. K. m. 19) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 17.2.2004 günü belirlenen saatte temyiz eden Ramazan ve aleyhine temyiz istenen hazine vekili Av. geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 212 ada 4 parsel sayılı942m2 yüzölçümündeki taşınmaz, satın almaya ve zilyetliğe dayanılarak davalı Ramazan adına tespit edilmiştir. Davacı hazine İmar-ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın tespitinin iptali ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bölgede tespit gününden önce 1965 yılında yapılan ve 1966 yılında kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanağının kapsamında kaldığı bu niteliği ile orman sayılan yerlerden iken daha sonra 6831 sayılı orman kanunun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca 28.2.1992 gününde orman sınırları dışına çıkarıldığı bu yönetimsel işlemin de 1996 yılında kesinleştiği dosya içeriği ile saptanmıştır.
Kural olarak ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan dava konusu taşınmaz orman sınırları dışına 6831 sayılı kanunun 3302 sayılı kanunla değişik 2/B maddesi uyarınca hazine adına çıkarılmıştır. Bu hukuksal olguda dikkate alındığında davalı tarafın çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması ile ilgili yönetimsel işlemlerin kesinleşme gününden sonra tespit gününe kadar sürdürdüğü zilyetliğinde hukuksal bir değeri bulunmamaktadır.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış davalı taraf bir kayıt ve belgeye dayanmamış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanmıştır. Davalı taraf ile satıcısının sürdürdüğü zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukuksal değer taşımadığı davalı tarafa yapılan satışa hukukça bir değer verilemeyeceği dikkate alınarak taşınmazın davacı hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, dava konusu taşınmaz orman sınırları dışına çıkarılmıştır.
3402 sayılı kadastro kanunun 19. maddesi hükmünün davalı yararına koşullarının varlığı halinde uygulanıp uygulanmayacağı hüküm yerinde gerekçeleriyle tartışılmamıştır. O halde mahkemece kadastro tespit gününden önce meydana getirildiği belirlenen dava konusu taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının cinsi, yaşı, ve adedi taşınmaz başında uzman ziraatçı bilirkişi aracılığıyla saptanmalı, taşınmaz üzerindeki dağılım ... uzman bilirkişiden bu konuda ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Sonuç: Yargıtay duruşmasında kendisine vekille temsil ettiren davacı hazine yararına takdir ve tespit olunan 375.000.000 avukatlık parasının davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, 17.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy