(3402 S. K. m. 13, 14, 15, 18, 20) (4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 32)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 104 ada 4 parsel sayılı 592.40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, taksime ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı H. Korkmaz adına tesbit edilmiştir. Davacı Havva Kaynar miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak davalı adına yapılan tesbitin iptali ile taşınmazın muris H. Kaynar mirasçıları adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tesbit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında 4 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak H. Korkmaz adına tesbit edilmiştir. H. Kaynar tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın kök miras bırakan Temel'e ait olduğunu, Temel mirasçıları adına tesbit ve tescilini istemiştir. Davalı duruşma sırasında aynı zamanda dava konusu taşınmazın tapu kayıt malikinin mirasçılarından haricen satın aldığını savunmuş, buna ilişkin olarak harici senet ibraz etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tapu kaydına dayanmıştır. Yapılan keşifte dayanılan 1288 yoklama no 899 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu bilirkişiler tarafından ifade edilmiştir. Sözü edilen yarı hisseye ilişkin tapu kaydı 25.2.975 tarihinde intikal görmüştür. Ne var ki, tapu kaydında yazılı diğer 1/2 payın kime ait olduğu yeterince araştırılıp üzerinde durulmadığı gibi sözü edilen diğer 1/2 payın ise intikal tarihi itibariyle hukuki değerini koruyup korumadığı yönünde de her hangi bir araştırma yapılmamıştır. Bilindiği üzere maliki ölen veya gaipliğine hükmedilen ya da kim olduğu anlaşılamayan tapu kaydında yazılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı mülk edinmeye elverişli bir nitelik taşır. Başka bir anlatımla sonraki malikler mülkiyet hakkını işletip tapu kaydını kendi üzerlerine intikal ettirmek suretiyle tapu sicilinin açıklık ilkesinden yararlanır duruma gelmedikçe üçüncü kişilerin o taşınmaz hakkında zilyetlikle mülk edinme hakları vardır. Medeni kanunun 713/2 maddesinde tapulu bir taşınmazın zilyetlikle mülk edinme koşulları açıklanmış ... maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş olan kimse hakkında gaiplik kararı verilmiş olan kimse adına kayıtlı olan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının (davasız ve aralıksız olan 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla) zilyedi de... mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. hükmünü getirmiştir. Aynı kural yürürlükten kalkmış olan 766 sayılı tapulama kanununun 32/d ve halen yürürlükte bulunan 3402 sayılı kadastro yasasının 13/B-c maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu durumda intikal tarihine göre tapuda kayıt maliki olarak da görülen kişi veya kişilerin ölüm tarihinin kesin olarak saptanması ve tapunun intikal tarihine kadar hukuki değerini koruyup korumadığının belirlenmesi zorunludur. Öte taraftan kök kayıt malikleri arasında bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, paylaşma yapılmış ise bu paylaşma sonucu dava konusu taşınmazın haricen satan kişinin (bayiinin) miras payına düşüp, düşmediği de saptanmamıştır. Tapu kaydı hukuksal değerini yitirdikten sonra intikal etmiş olması halinde yukarda da açıklandığı şekilde zilyetlikle iktisabının mümkün olacağı kuşkusuzdur. Mahkemece yukarda açıklandığı biçimde bir araştırma yapıldığından söz etme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda açıklama yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırmaya dayanılarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı HUMK.nun 428 maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy