(3402 S. K. m. 19, 20)
Dava : Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 211 ada 1 parsel sayılı 1271.76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak hazine adına tutanağın beyanlar hanesinde parsel üzerindeki evin Mustafa, Kerem, Bahrem'e ait olduğu yazılarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar Mehmet, Kerem ve Bahrem Erkuş başka tapu kaydına dayanarak tapu iptali ve tescili ile kadastro tutanağının beyanlar hanesinde ismi geçen Mustafa'nın bu parselle ilgisi olmadığını Mustafa yerine Mehmet Erkuş yazılmak suretiyle adlarına tescili için dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli parselin hazine adına olan tespitinin iptali ile davacılar adına müştereken tapuya tesciline, beyanlar hanesindeki Mustafa Erkuş ibaresini Mehmet Erkuş olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davacı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. tespite dayanak yapılan hazine tapusunun dava konusu yere ait olduğu yanlar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi esasen bu yön mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davacıların dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğünden getirtilmemiştir. Gerçekten davacıların dayandıkları 20.12.1985 tarih 6 sayılı tapu kaydının geldisi Ağustos 1324 daimi 5 sayılıdır. Tapu sicil müdürlüğünden gelen yanıtta bu kaydın eski Türkçe olduğu belirtilmiştir. Ne varki bu kaydın onaylı örneği getirtilip incelenmemiştir. Kaldı ki, tapu kaydının uygulamasına ilişkin uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada kayıtta tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun şekilde gösterilmediğinden keşfi izleme bilirkişi sözlerini denetleme olanağı da bulunamamıştır. Davacıların dayandığı tapu kaydı tespit sırasında dava konusu taşınmaza revizyon gördüğü belirtilmiş ise de tutanak içeriğine nazaran revizyon görmediği tartışmasızdır. Böylesine yetersiz sağlıksız soruşturma ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı Ağustos 1324 daimi 5 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte tapu kadastro genel müdürlüğü ve tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, davacıların tutunduğu kök tapu kaydının malikleri ve tedavülleri incelenerek davacılarla tapu kayıt maliklerinin akdi yada irsi ilişkisi sağlıklı biçimde belirlenmeli, irsi ilişkiye dayanılması halinde kayıt malikleri nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli tapu kaydın hukuksal değerini yitirip yitirmediği incelenmeli, kütüğün beyanlar hanesinde 3402 sayılı KK.nun 19 maddesi hükmü uyarınca sözü edilen muhdesatın maliki olduğu belirtilen "Mehmet Erkuş" yönünden açılan davanın hakka etkin tapu iptali davası olduğu ve dava ekonomisi de dikkate alınarak Mehmet Erkuş'a da dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmeli, husumet yaygınlaştırılarak bu yolla taraf koşulu oluşturulmalı bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, davacının dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eli ile yerine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar hakkında taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla tapu kaydının uygulamasına ilişkin bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli 3402 sayılı KK.nun. 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun şekilde tapu kaydının kapsamı belirlenmeli. Uzman bilirkişiye kayıtta tarif edilen sınır yerleri haritasında ayrı, ayrı işaret ettirilmeli, davacıların tutunduğu tapu kaydının taşınmazın tümünü yada bir bölümünü kapsamadığının saptanması halinde yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce davacıların taşınmaz üzerinde iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetlikleri bulunup bulunmadığı belirlenmeli, zilyetliğin başlangıç günü süresi sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan, belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki aykırılılık giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy