(3402 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 295)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 16.9.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden Saadet vekili aleyhine temyiz istenenler Hamza ve arkadaşları vekili ve Kadir geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 378 ada 46 parsel sayılı 932.50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı Süheyla, aynı ada 47 parsel sayılı 1150.48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Fadime, 48 parsel sayılı 1146.81 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Şerif mirasçıları Hamza ve paydaşları adlarına vergi kaydına, paylaşmaya, miras yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı Saadet, tapu kaydına, miras hakkına dayanarak taşınmazların Halil mirasçıları adlarına payları oranında tapuya tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tespit malikleri adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tarafların dayandığı haziran 1307 tarih 4 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık yoktur. Davacı Saadet kök miras bırakanı Halil'den gelen miras hakkını dava etmiştir. Adı geçenin miras yolu ile gelen paylarını kendi adına 20.8.1960 tarihinde intikal ettirdiği ve kayden davalı tarafa sattığı gibi öte yandan 18.11.1966 günlü 1326 yevmiye numaralı Şebinkarahisar noterliğince resen düzenlenen satış sözleşmesi ile de taşınmazlardaki tüm miras paylarını davalılara sattığı da belirlenmiştir. Davacı Saadet noter senedinin geçersiz olduğunu savunmuş ise de bu doğrultudaki savunmayı yöntemine uygun şekilde kanıtlayamamıştır. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazlarda davacının miras yolu ile gelen bir hakkı bulunmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf yararına takdir ve tespit olunan 150 milyon lira avukatlık parasının davacı taraftan alınarak davalılara verilmesine, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.920.000 lira harcın davacıdan alınmasına, 23.09.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy