(1086 S. K. m. 45) (3402 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 24.6.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden Sevda ve arkadaşları vekili, Betül, Sakine, Hatice vekili, Hazine vekili aleyhine temyiz istenen İsmet ve arkadaşları vekili geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 105 parsel sayılı 44.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı Hanbaba başka tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. İsmet tapu kaydına, Musa vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, Yunus kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. Yargılama sırasında davacı ve katılanların ölümleri nedeniyle davayı mirasçıları takip etmişlerdir. Mahkemece İsmet mirasçılarının davalarının kabulüne, diğer davacı ve katılanların davalarının reddine, taşınmazın 175/210 payının İsmet mirasçıları adlarına payları oranında, 35/210 payının davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm İsmet mirasçıları dışındaki taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece dava konusu 105 parsel sayılı taşınmazın katılan davacı İsmet'in tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı tespit gününde adlarına tescile karar verilen İsmet mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13.maddesinde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Davacı Hanbaba'nın dayandığı Ağustos 1937 tarih 45 sayılı tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki katılan davacı İsmet'in tutunduğu 3.5.1937 tarih 1 sayılı sicilden gelen hazinenin iskan yoluyla tashih ve temlikinden oluşan 26.8.1969 tarih 19 sayılı tapu kaydının dava dışı 32 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü ve davaları derdest 107 ve 108 parsel sayılı taşınmazları da yüzölçümü ile kapsamına aldığı toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Tapu kaydında yüzölçümü 113400m2'dir. Revizyon gördüğü dava dışı 32 ve kapsamında kaldığı belirlenen 107 ve 108 parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümü 95320 m2'dir. Hal böyle olunca İsmet mirasçılarının tutunduğu tapu kaydının dava konusu 105 parsel sayılı taşınmazın 18080m2'lik kesimini kapsaması olanak dahilindedir. Ne var ki 106 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu olduğu ve 106 parsel sayılı taşınmaz içinde İsmet mirasçılarının davaya katıldıkları dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Kural olarak bir kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların tümünün birlikte düşünülmesi zorunludur. Öte yandan biri hakkında verilecek hüküm diğer davanın sonucunu etkileyecektir. Hal böyle olunca davalar arasında irtibatın varlığının kabulü gerekir. Bu olgu dikkate alınarak 106 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava derdest ise usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü gereğince dava dosyalarının birleştirilmesi sağlıklı sonuca varmanın temel koşuludur. 106 parsel sayılı taşınmazla ilgili dava sonuçlanıp ve hüküm kesinleşmiş ise kesinleşen hukuksal olgunun İsmet mirasçılarının tutunduğu tapu kaydının kapsamı belirlenirken gözönünde tutulması zorunludur.
Ne var ki 105, 106, 107 ve 108 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davalar birleştirilmişken daha sonra nedensiz olarak dava ekonomisi ve usul hükümlerine aykırı düşecek şekilde tefrik edilmiştir. Mahkemece bu yönler gözardı edilmiştir. Kaldı ki dava konusu taşınmazın tümünün yada bir bölümünün İsmet mirasçılarının tutunduğu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde, tapu kaydı kapsamı dışında kalan kesimin Hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığının kabulü gerekir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2- Katılan davacılardan Musa vergi kaydına ve zilyetliğe, Yunus ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmıştır. Kural olarak hukuksal değerini yitirmediği sürece tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Vergi kaydı mülkiyet belgesi değildir. Zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına da değer verilemez. Bu olgular dikkate alınarak davacı Hanbaba mirasçılarından Abbas, Betül ve arkadaşları ile katılan davacılar Musa ve Yunus mirasçılarının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Hanbaba mirasçılarından Abbas, Betül ve arkadaşları ile katılan davacı Musa ve Yunus mirasçılarının aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.920.000 lira ilam harcının Hanbaba mirasçılarından Abbas'dan, 2.920.000 lira harcın da katılan Musa mirasçılarından tahsili ile hazineye irat kaydına, ( 1 ) numaralı bentte açıklanan hukuksal nedenlerden ötürü davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün hazine yararına BOZULMASINA,
Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı Hazine yararına takdir ve tespit olunan 150.000.000.-TL avukatlık parasının hükmü temyiz eden davacı Hanbaba mirasçıları Abbas, Betül ve arkadaşları ve katılan davacılar Musa ve Yunus mirasçıları ile katılan davacı İsmet mirasçılarından ayrı ayrı alınarak davalı Hazineye verilmesine, 24.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy