(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; davacı vekilinin yokluğunda tanık listesi bildirmesi için ve keşif giderini yatırması için ayrı ayrı kesin süre verildiği halde sürelerin hangi tarihten itibaren başlayacağının belirtilmemiş olduğu ayrıca yerel bilirkişi adları belirlenmeden tanık listesi bildirmek üzere süre verilmesi ve soyut olarak yargılama gideri için tebligat yapılması nedeniyle yasal şartları taşımayan tebligatın sonuç doğurmayacağını mahkemenin kesin süre verilmesinden sonraki oturumunda ara kararından dönülmüş olduğu ve davalı hazinenin buna itiraz etmediği keşfe gidilip yerel bilirkişi dinlendiği halde taraf tanıklarının dinlenmemiş olmasının isabetsiz olduğuna değinilmiştir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan uygulama sonucunda davanın kabulü ile çekişmeli parsellerin tespitlerinin iptali ile davacı tarafın 1.7.2002 tarihli dilekçe ekinde belirtilen zilyetleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösteriler hüküm kurulmuştur. Gerçekten davacı taraf 16.2.1944 tarih 64 sayılı tapu kaydına dayanmıştır. Nevar ki davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri birlikte getirtilmemiş, kayıtlarda tarif edilen sınırlar ve kaydın yüzölçümünde bir değişiklik olup olmadığı, değişiklik var ise bunların haklı hukuksal nedene dayanıp dayanmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan davacıların dayandığı tapu kaydının 1 ila 96 ve 503 parsel veya ada şeklinde revizyon gösterildiği halde revizyon gördüğü parseller kesin olarak belirlenmemiş, bu parsellerle ilgili tespit tutanakları dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları da sağlıklı biçimde getirtilmemiştir. Kaldıki, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen harita keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermemektedir.
Öte yandan aynı taşınmazlarla ilgili İ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.7.1969 tarih 1962/720 E- 1969/581 K. Sayılı dosyası getirtilerek incelenmemiş, davada kimlerin taraf olduğu saptanarak bu davanın tarafları ile olan akdi yada irsi ilişkisi belirlenmemiş, taraflar arasında kesin hüküm bulunup bulunmadığı kesin hüküm olmasa bile o davada verilen hükmün o davanın taraflarını bağlayacağı hüküm yerinde açıklanıp tartışılmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacıların dayandığı 16.2.1944 tarih 69 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kadastro sırasında hangi parsel yada parsellere revizyon gördüğü Tapu Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, dayanılan kayıtların revizyon gördüğü parsellere dıştan komşu parseller ile birlikte dava konusu taşınmazların bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden istenilmeli, bundan sonra tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı parseller ile bunlara dıştan komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları getirtilmelidir.
Öte yandan İ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/720 -1969/581 E-K sayılı 14.7.1969 tarihli ilamla ilgili dava dosyası bulunamadığı takdirde dosyada ilam örneği bulunmakla birlikte hangi günde kesinleştiğini gösterecek şekilde yeniden bu ilamın onaylı örneği getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen el verildiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıkları hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, davacıların dayandığı tapu kaydı revizyon gördüğü dava dışı parsellerde göz önüne alınarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eli ile yerine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar hakkında taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, Uzman bilirkişiler keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde haritalı gerekçeli rapor istenilmeli, davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan bölün var ise yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, İ 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/720-1969/581 E-K sayılı 14.7.1969 günlü ilam varsa haritası harita yoksa sınır yerlerinde yararlanılarak yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, dava konusu taşınmazların tümüne yada bir bölümüne ait olduğu belirlendiği takdirde o davanın tarafları ile bu davanın tarafları arasındaki akdi, irsi ilişki saptanmalı.
Koşulları usulün 237. maddesi hükmünde öngörülen şekilde kesin hüküm olup olmadığı incelenmeli, taraflarını bağlayacağı düşünülmeli, zilyetlik yönünden güçlü delil niteliğinde olduğu göz önünde tutulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy