(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelemesi davalılar Ayşe Durmaz mirasçılarından Fatma Kocabalkan ile Fatmana Özdemir mirasçıları tarafından belirlenen saatte aleyhine temyiz olunanlardan Haziret Panış geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 157 ada 7 parsel sayılı 1800,22 m2, 160 ada 4 parsel sayılı 9124 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Hamza mirasçıları Hüseyin Panış ve paydaşları, Arap Hasan kızları Ayşe Durmaz, Fatmana Özdemir adlarına, 159 ada 9 parsel sayılı 22622,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 7 ve 4 parsel tesbit malikleri ile Ali oğlu Hasan Aslantaş adlarına payları oranında tapu ve vergi kaydına, tapu dışı ifraza satın almaya, trampaya, miras hakkına, paylaşmaya, zilyetliğe dayanılarak tesbit edilmiştir. İtirazları komisyonca reddedilen Hamza mirasçıları Hüseyin Panış ve paydaşları tüm taşınmazlarda paylaşmaya dayanarak Arap Hasan kızları Ayşe Durmaz ve Fatmana Özdemir payları için davacılar Sadık mirasçıları Aysun Güçlü ve arkadaşları 159 ada 9 sayılı parselin 2000 m2'lik bolümü için 5 7 1982 tarihli satış senedine ve zilyetliğe dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava birleştirilip, yargılama sırasında ölen Ayşe Durmaz ve Fatmana Özdemir mirasçıları davaya dahil edildikten sonra usule ilişkin Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacılar Hamza mirasçıları ile Sadık mirasçılarının davalarının kabulüne, 159 ada 9 sayılı parselin keşif haritasında 9/A ile gösterilen 2000,23 m2'lik bölümünün Sadık Güçlü mirasçıları, 9/B ile gösterilen 1583,02 m2'lik bölümün Ali oğlu Hasan Aslantaş, 9/C ile gösterilen 253,97 m2'lik bölümün davalılar Ayşe Durmaz mirasçıları 9/D ile gösterilen 19159/77 m2'lik bölümü ile 164 ada 4 ve 157 ada 7 sayılı parsellerin tamamının Hamza, Panış mirasçıları Hüseyin Panış ve paydaşları adlarına payları oranında tapuya tesciline, karar verilmiş, hüküm davalılar Ayşe Durmaz mirasçılarından Fatma Kocabalkan ile Fatmana Özdemir mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyiz, konusu taşınmazların kadastro tesbitine dayanak yapılan davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının kapsamında kaldığı ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde terekenin paylaşıldığı 159 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 2000 m2 yüzölçümündeki kesiminin 5.7.1982 günlü senetle satışa konu olduğu adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayıl Kadastro Kanununun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tapu ve vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi düşüncesi soyut nitelikte saik ve sebebi belli olmayan sözlerden ibaret olup gerekçesiz uzman bilirkişi İbrahim yiğit tarafından düzenlenen haritalı rapor keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. Dayanılan Nisan 1322 tarih 171 sayılı 60 dönümlük Paralı Sadık oğlu Mehmet adına oluşan tapu kaydı kuzeyde tarif edilen aktaş ve batıda tarif edilen kesik sofuda öz sınırları itibari ile değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğa kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Uzman bilirkişi, İbrahim Yiğit 11.4.2002 günlü haritalı raporunda Nisan 1322 tarih 171 sayılı tapu kaydının 151 ada 1 ila 7, 152 ada 1, 153 ada 4, 154 ada l, 2, 3, 155 ada 1 ila 7, 156 ada 1 ila 4, 157 ada 1 ila 11, 158 ada 1 ila 7 ve 14, 159 ada 1 ila 14, 160 ada 1 ila 7 parsellere revizyon gördüğünü açıklamıştır. Kural olarak bir kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların tümünün göz önüne alınması uygulamaya ilişkin bilirkişi ve tanık sözlerinin revizyon gördüğü parsellere dıştan komşu parsellerin tesbit tutanağı ve dayanağı kayıtlarla denetlenmesi gerekir. Ne var ki davalıların tutunduğu tesbitin dayanağı tapu kaydının uygulaması bu olgular gözetilerek yapılmamıştır. Öte yandan mahkemece mirasçılar arasında paylaşmanın varlığı kabul edilmiştir. Kural olarak mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelmeleri reşit olmayanlar var ise veli ya da vasileri tarafından temsil edilmeleri terekeyi kendi aralarında pay etmeleri her bir mirasçının kendi payına düşüne aldıktan sonra diğer mirasçıların terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri koşuluna bağlıdır. Mahkemenin yaptığı araştırma bu doğrultuda değildir. Ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra bir ya da bir bölüm mirasçının terekeye dahil taşınmakların tümünü yada bir bölümünü bir insan ömrüne ulaşacak şekilde kullanmış olması paylaşmanın başlı başına kanıtı değildir. Az yukarıda belirtilen diğer olgularla da hukuksal durumun kanıtlanması gerekir. 159 ada 9 parsel 3ayılı taşınmazda 5.7.1982 günlü senetle taşınmazın bir bölümü satın aldıklarını öne süren davacılar vardır. Dava konusu taşınmazların tapu kaydı, kapsamında kalması halinde satın alanlar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-b maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılacaktır. Satış 5.7.1902 yılında yapılmıştır. Dava konusu taşınmazların tesbiti ise 1990 yılında yapılmıştır. Mahkemenin özellikle bu olguyu göz ardı etmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmazlar varise zilyetliğin başlangıç günü süresi sürdürülüş biçimi, ayrıca önem taşımaktadır. Zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için teşbihe dayanak yapılan Nisan 1322 tarih 171 sayılı, tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar ila dava konusu taşınmazları ve bunlara dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita getirtilmeli, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı öncelikle dayanılan tapu ve vergi kaydı yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı uygulamada dayanılan kayıtların revizyon gördüğü taşınmazlarda dikkate alınmalı bilinmeyen sınırlar hakkında taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, özellikle dayanılan tapu kaydının tapu dışı ifraz gördüğü dikkate alınarak müfrez kayıtlar ve dayanakları haritalar var ise kapsamlarının buna göre belirleneceği haritası yok ise müfrez kayıtlardaki, sınır yerlerinin esas alınacağı ve özellikle müfrez kayıtların kök tapu kaydı kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu göz önünde tutularak kayıtların kapsamı bu yolla belirlenmeli, vergi kaydı da aynı esaslar dahilinde amir yerleri esas alınarak yerine uygulanmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tesbit tutanakları ve dayanakları kayıtlardan yararlanılarak denetlemeli, bu yolla dava konusu taşınmazların tümünün yada bir bölümünün tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı takdirde tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümler yönünden yeterli zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle 159 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı kapsamında kaldığı saptandığı takdirde tesbitin yapıldığı gün satışın yapıldığı gün dikkate alınarak 10 yıllık sürenin dolmadığı ve tapu dışı satışa değer verilmeyeceği göz önünde tutulmalı, öte yandan ortak miras bırakana ait terekeye dahil dava dışı başka taşınmazlar var ise bu taşınmazların tesbit tutanakları dayanağı belgeler davalı iseler dosyaları getirtilmeli tesbitlerinin hangi, hukuksal olgulara dayanılarak yapıldığı kesinleşip kesinleşmediği o tutanaklarda paylaşmadan söz edilip edilmediği araştırılmalı, az yukarıda açıklanan biçimde mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın var olup olmadığı saptanmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmazlar var ise zilyetliğin başlangıç günü süresi sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında aykırılık olduğu takdirde bu çelişki dahi giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinden görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy