(3402 S. K. m. 5, 13, 14)
Dava ve Karar: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi hazine ile Lütfi Tıknaz, Zülküfil Kolaç, Mustafa Kırdaroğlu ve Tahsin Ülgen tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 102 ada 1, 2, 3, 4, 5 parsel sayılı sırasıyla 17547,63 m2, 1489,76 m2, 359.35 m2, 21700 m2, 6390,50 m2, yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan bahisle malik hanesi boş olarak tespit edilmiştir. Davacılar Lütfü Tıknaz ve Zülküfil Kolaç, satın alma ve zilyetliğe dayanarak 2 ve 3 parsellere Tahsin Ülgen, aynı nedenle 1 parsele Mustafa Kırdaroğlu da yine aynı nedenle 5 parsele yönelik dava açmışlardır. Tespitten önce Arif Koran, Ali Alican, İbrahim Deniz ve Kazım Özgenç'in hazine, Arifağa Köyü Tüzel Kişiliği ve orman idaresi aleyhine açtıkları tescil davası Yargıtay incelemesinden geçtikten sonra 26.9.2000 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece dava konusu 102 ada 2,3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile fen bilirkişisinin 26.2.2002 tarihli rapor ve krokisinde 1/B ile gösterilen 14772 m2'lik kesimin 1 parsel numarası ile 4/C ile gösterilen 14963,39 m2'lik kesimin 4 parsel numarası ile Arif Koran adına, aynı rapor ve krokide 1/A ile gösterilen 2775 m2'lik kesimin Tahsin Ülgen adına, 4/D ile gösterilen 6736,61 m2'lik kesimin hazine adına son parsel numaraları verilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm hazine ile Lütfü Tıknaz, Zülküfil Kolaç, Mustafa Kırdaroğlu ve Tahsin Ülgen tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazlardan 4 parsel sayılı taşınmazın haritasında 4/D harfi ile işaretli 6736,61 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde davacılardan hiçbir yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği 1, 2, 3 ve 5 parselin tümü ile 4 parsel sayılı taşınmazın haritasında 4/C harfi ile işaretli 14963,39 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı kadastro kanunun 13 ve 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazların tespitleri davalı olduğundan söz edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmiştir. Ne var ki tespit gününden önce genel mahkemeye açılan davacılar Arif Kara, Ali Can, İbrahim Deniz ve Kazım Özgen tarafından hazine, köy tüzel kişiliği ve orman idaresi aleyhine açılan tescil davası görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmadan sonuçlandırılmış, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi doğrultusundaki hüküm yargı denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Hal böyle olunca dava konusu taşınmazların malik hanelerinin açık bırakılmasına neden olan ve kadastro mahkemesine aktarılmayan davanın tüm taraflarının bu davada taraf olmaları zorunludur. O halde öncelikle 30 günlük askı ilanı yaptırılmalı, bununla ilgili kayıt ve belgeler dosyaya konulduktan sonra duruşmaya başlanacağı düşünülmelidir. Mahkemenin bu olguyu göz ardı etmesi isabetsiz olduğu gibi tescil davasının taraflarından orman idaresi davada taraf olmamıştır. Taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Öncelikle davacılar Lütfi Tıknaz Zülküfli Kolaç, Tahsin Ülgen ve Mustafa Kırdaroğlu'nun dava dilekçeleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve nizamnamesi uyarınca orman idaresine yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmeli husumet bu yolla yaygınlaştırılmalı, orman idaresinden davaya karşı diyecekleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken kesinleşen tescil ilamının dayanağı tapu kaydı ve haritasının uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulacağı bu davanın taraflarından tescil davasında taraf olanlar hakkında verilen hükümlerin kesin hüküm oluşturacağını taraf olmayanları tescil davası sonucunda verilen ve kesinleşen kararın bağlamayacağı düşünülmeli ve kesinleşen yönler de dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre de sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 05.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy