(6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen karar davacılar tarafından incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 6069 ve 6070 parseller sırasıyla 8238 m2, 16223 m2 yüzölçümü ile 2041 ve 2043 nolu parsellere uygulanan vergi kaydı, miktar fazlası olarak hazine adına 2044 sayılı parsel vergi kaydına dayanılarak Ali adına 15700 m2 yüzölçümü ile kadastro çalışmalarında tapulama dışı bırakılan 2/B uygulaması sırasında parsel numarası olan 7054 nolu parselde 2/B uygulaması sonucunda hazine adına tasbit ve tescil edilmiştir. Davacılar Rıza ve Sıdıka kadastro tespiti sırasında mal bırakanları dedeleri adına kayıtlı olmasına rağmen 245.000 m2 yerlerinin tapulama dışı bırakıldığını ileri sürerek adlarına tescili için dava açmışlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 10 yıllık süre geçtiğinden hak düşürücü süre nedeniyle bir kısım taşınmazların orman kanunu 2/B maddesi uygulamasıyla hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve zilyetlik koşullarının oluşmadığı, bir kısım taşınmazların ise kadastro dışı bırakıldığı davacı tarafında zilyetliğini kanıtlamak için delil sunmadığı, zilyetliğini kanıtlayamadığı ve davacı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama yetersiz olduğu gibi varılan sonuç dosya içeriğine uygun değildir.
Her ne kadar davacı taraf temyiz dilekçesinde 7054 sayılı taşınmazın B harfi ile gösterilen bölümü, 2044 parsel sayılı taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümü ve 6069 ile 6070 parsel sayılı taşınmazların tamamı hakkındaki hükmü temyiz ettiklerini bildirmişlerse de mahkemece dava konusu olan taşınmazların hangisinin hangi nedenle reddedildiği açıklanmamıştır. Kaldı ki 6069 ve 6070 parsel sayılı taşınmazların 27.12.1985 tarihinde edinildiği ve mahkeme kararına dayanılarak tescil edildiği, getirtilen tapu kayıt örneğinde belirtildiği halde ve bu kararla kadastro tespitinin yapıldığı 1989 yılından önceki bir tarihe ait olduğu halde bu kararlar getirilmemiş içerikleri incelenmemiş, bu dava ile ilgileri saptanmamıştır.
Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. Bu nedenle öncelikle 6069 ve 6070 parsel sayılı taşınmazlara ait mahkeme kararları veya dosyaları getirtilmeli, nitelikleri, içerikleri incelenmelidir. Ayrıca bilirkişi raporları yeteri kadar açık değildir. Dava konusu taşınmazların hangilerinin 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığı, hangilerinin Orman Kanunu 2/B uygulaması ile orman dışına çıkıldığı ve orman dışına çıkarma işleminden sonra 1989 yılında yapılan kadastro da hangi taşınmazların parsel sayısı aldığı bu kadastro sırasında kadastro dışı bırakılan yer kalıp kalmadığı bilirkişi raporlarında açıkça yazılmamıştır.
Bu nedenle orman bilirkişisi ve teknik bilirkişinin bir arada çalışması sağlanarak kendilerinden ek rapor alınmalı ve özellikle 1947 yılında yapılan orman sınırlamasında hangi taşınmazların tamamı veya bir bölümünün orman sınırları içerisinde kaldığı belirtilmeli, daha sonra yapılan Orman Kanunu 2/B maddesi uygulamasında hangi taşınmazların hangi bölümlerinin hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı açıklattırılmalı, 1989 yılında yapılan kadastro da hangi taşınmazların parsel sayısı aldığı ve kimin adına tespit edildiği, bu kadastro çalışması sırasında kadastro dışında bırakılan yer bulunup bulunmadığı belirtilmeli böylece halen orman sınırları içerisinde kalan yer olup olmadığı hangi taşınmazların 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, hangi parsellerin veya bölümlerinin parsel sayısı almadığı belirlenmeli toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek ve temyiz edilmeyen parseller hakkındaki hükmün de kesinleştiği gözönünde tutularak sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Açıklandığı şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy