(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mehmet ve katılanlar İsmail, Azize, Arzı, Emine ve Ali tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle "aynı taşınmazla ilgili tüm davaların birlikte görülmesi gerektiği vurgulanarak Mustafa ve Mustafa tarafından açılan ve 1999/7 esas sayılı dosyada birleştirilen dava dosyasının bu dosya ile birleştirilmesi, delillerin birlikte değerlendirilmesi ve taşınmazla ilgili tek bir harita düzenlenmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tüm davacılar ve katılanların davasının reddine, 1862 parsel sayılı taşınmazın mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm davacı Mehmet ve katılanlar İsmail, Azize, Arzı, Emine ve Ali tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı Mustafa ile katılan Nuri mirasçılarının İsmail ve paydaşlarının tutundukları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazın birer bölümlerini kapsadığı ancak, kayıtların kapsadığı alanların çevresinin mera olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemece öncelikle bozma kararında öngörülen hususların aynen yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Davacılardan Mehmet 2510 sayılı iskan yasası hükümleri uyarınca oluşturulan 17.12.1951 tarih 71, 17.12.1951 tarih 76, 17.12.1951 tarih 146, 17.12.1951 tarih 105 numaralı sicilden gelen tapu kayıtlarının katılan İsmail ve paydaşları da 17.12.1951 tarih 80 ve 81 numaralı sicilden gelen 7.4.1969 tarih 18 ve 19 numaralı tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Anılan bu kayıtlardan 18 numaralı tapu kaydı niza dışı 3646 ve 3647 sayılı parsellere revizyon gördüğü tutanak içeriğinden anlaşılmaktadır. Anılan iskan tapu kayıtlarının dayanağı olan iskan kayıtları, iskan defterleri getirilmediği gibi tapu kayıtlarında parsel numaralarına da değinildiğine göre bir defa daha iskan idaresinden, ayrıca köy hizmetleri il müdürlüğünden esaslı suretli sorulup araştırılmalı, iskan haritası bulunup bulunmadığı tekrar saptanmalı, özellikle davacıların tutunduğu iskan tapu kayıtları ile ayrıca iskanen dağıtılan diğer kişilere ait izleyen numaralı dayanak iskan kayıtları ve tapu kayıtları getirtilmeli ve böylece dayanılan kayıtların birbirlerine de sınır olduğu göz önünde tutulmak suretiyle mahallinde yapılacak keşifte el verdiğince temin edilecek yaşlı bilirkişiler aracılığı ile tüm iskan kayıtlarının kapsamları belli edilmelidir.
Ayrıcı davacı ve katılanların dayandığı tapu kayıtlarının çoğunun revizyonlarının da bulunmadığı saptanmış olmasına göre anılan tapu kayıtları ile özellikle davacı Veis'in tutunduğu ve dosya arasında bulunan Sungurlu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/492 esas 1969/772 karar ve esas sayılı 12.9.1969 tarihli yüzölçümü tashihi içeren ve hazinenin hasım olduğu karar ve dayanağı harita ayrıca yine Sungurlu Asliye Hukuk Hakimliğinin 1969/982 esas 1982/402 karar sayılı 24.9.1982 tarihli köyünde hasım bulunduğu meni müdahale ilamı ve bu ilamın dayanağı 7.7.1981 tarihli Satılmış tarafından tanzim edilen krokiler gereği gibi yerine uygulanmalı, kapsamları belli edilmeli ve ayrıca teknik bilirkişiye keşfi izleme bilirkişi ve tanıkları denetleme olanağı sağlayan komşu parselleri de gösterir kroki tanzim ettirilmeli., Özellikle yüzölçümü arttırılması ve meni müdahale ilamının dayanağı bulunan haritaların ölçekleri kadastro paftası ölçeği ile eşitlenmek sureti ile ve üst üste çakıştırılarak haritada işlenmeli, ayrıca sözü edilen mahkeme kararlarının yanlar arasında kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği karar yerinde tartışılmalıdır.
Eksik inceleme ile tüm iskan kayıtları da uygulanmadan dayanılan tapu kayıtlarının komşusu mera olduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulması da yasaya uygun değildir. İdarenin meranın türünü değiştirmek suretiyle tapu kaydı ihdas edip bilahare dağıttığı da maddi bir olgu olduğu da düşünülmelidir. Az yukarıda belirtildiği gibi yetersiz ve eksik inceleme ve uygulama yapılmak suretiyle dayanılan kayıt ve belgelerine kapsamları belli edilmeden yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Bu nedenle davacı Mehmet ile katılan Nuri mirasçılarından İsmail ve paydaşlarının yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy