(3402 S. K. m. 5, 11, 27)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Salim tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 1070 parsel sayılı 3850 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davalı olduğundan söz edilerek malikhanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespitten önce davacı İbrahim tarafından davalı Hüsrev aleyhine Bayburt Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile Demirözü kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında tarafların ölümü nedeniyle taraf koşulu oluşturulduktan sonra yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın reddine, taşınmazın davalı Hüsrev adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan Salih tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içeriği, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu yapıldığı anlaşılan 1070 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının bulunamadığı hüküm yerinde gerekçe olarak gösterilmiştir. Ne var ki, 1070 parsel sayılı taşınmazın tespit gününden önce genel mahkemede görülmekte olan bir davanın varlığı nedeni ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik hanesinin açık bırakılmak suretiyle tespit edildiği, bu nedenle davalı olduğu tartışmasızdır. Öte yandan tespit gününden önce genel mahkemeye açılan, davada görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Taşınmazın tespit tutanağı aslının bulunamadığına ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler yeterli değildir. Kural olarak kütüklerin devri halinde tutanak ve eki belgeler Tapu Sicil Müdürlüğüne devredilir. Aksi halde tutanak aslının Kadastro Müdürlüğünde bulunması zorunludur. Kaldı ki, 1070 parsel sayılı taşınmazın davalı olduğu da belirtilmiştir. O halde öncelikle dava konusu 1070 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslı yöntemine uygun şekilde Tapu Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sıkı bir şekilde araştırılarak getirtilmeli, tutanak bulunamadığı takdirde sözü edilen taşınmaz hakkında olağan yönteme göre yeniden tutanak düzenlettirilip, düzenlettirilmeyeceği düşünülmeli, bundan sonra 1070 parsel sayılı taşınmazın tutanağı dava dilekçesi ile birleştirilmeli, daha sonra 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 11 ve 27. maddesi hükmünde öngörülen şekilde askı ilanlarının yapılması ve aktarılan davanın kapsamı ile sınırlı olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Askı ilanı yöntemine uygun şekilde yapılmadıkça yerel mahkemenin duruşmaya başlaması olanaksızdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı İbrahim mirasçılarından Salim'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA- Bozma nedenlerine göre de sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy