(3402 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Mustafa tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında yenileme çalışmaları sonunda eski 1117 parsel sayılı 1860m2 ( 2030m2 ) yüzölçümündeki taşınmaz 238 ada 43 parsel sayılı ve 1857.64m2 olarak, eski 1106 parsel sayılı 31m2 yüzölçümündeki taşınmaz 238 ada 107 parsel sayılı ve 30.60m2 yüzölçümü ile tespit edilmiştir. Davacı Mustafa yenileme çalışmaları ile taşınmazının yüzölçümünün küçüldüğünü ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların yenileme tutanağındaki gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Mustafa tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı yenileme çalışmaları sırasında 43 ve 107 parsel sayısı altında kendi adına tespit edilen dava dışı taşınmazlarının ilk kadastroda saptanan yüzölçümleri dikkate alındığında kendi adına tespit edilen dava dışı taşınmazların yüzölçümünün eksik olduğunu, eksikliğin dava konusu 35, 86 ve 118 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece ilamda belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. Ne varki, yapılan araştırma, uygulama hükme yeterli değildir. Fen bilirkişisi olduklarından söz ederek Nabi ve Osman tarafından düzenlenen ve hükme esas alındığı anlaşılan 30.5.2003 günlü harita ve rapor davanın niteliğini belirlemeye, hükme esas alınmaya elverişli ve yeterli değildir. Dosyada mevcut 30.11.2000 günlü kadastro memuru tarafından aslına uygun olarak geniş kapsamlı paftaya göre davacı taraf adına tespit edilen dava dışı 43 ve 107 parsel sayılı taşınmazların haritadaki konumları ile dava konusu 35 ve 86 parsel sayılı taşınmazların konumları dikkate alındığında davacı taraf adına tespit edilen dava dışı taşınmazlara komşu olmadığı, dava dışı davacı adına tespit edilen taşınmazlar ile dava konusu taşınmazlar arasında başka taşınmazların bulunduğu gözlenmektedir. Hal böyle olunca başka taşınmazlarında dava konusu olacağı tartışmasızdır. Kaldı ki, davacının davaya konu yaptığı 118 parsel sayılı taşınmazda geniş kapsamlı paftada da görülmemektedir. O halde bu olgular dikkate alınarak mahkemece davacı adına tespit edilen dava dışı 43 ve 107 parsel sayılı taşınmazların çevresini oluşturan komşu taşınmazlar ile bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tümünü gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile sözü edilen taşınmazların yenileme tutanakları ve eki belgeler getirtilmeli, davacıya dava dilekçesi açıklattırılmalı, bundan sonra taşınmaz başında keşif yapılmalı, davacıya kendi adına tespit edilen dava dışı taşınmazlardaki yüzölçüm eksikliğinin hangi taşınmazlar içinde kaldığı yada kalabileceği açıklattırılıp, bu taşınmazlar kendisine gösterttirilmeli, parsel sayıları mahkemece belirlenmeli, bu taşınmazların dava konusu olabileceği tespit maliklerinin de davada taraf olabilecekleri dikkate alınmalı, bu nedenle öncelikle davada taraf koşulu da oluşturulmalıdır. O halde az yukarıda gösterilen biçimde araştırma ve uygulama yapılmalı, uzman bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabul ile hükmün BOZULMASINA, 3.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy