(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Kadastro tespitine dayalı olarak oluşan tapu kaydının iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 110 ada 27 parsel sayılı 7312,86 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kayıtlarına, paylaşma,ifraz, satış trampa bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı İsmet adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hilmi miras yoluyla gelen hakka dayanarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Süleyman mirasçıları ile Asım ve Şaban adlarına tescili için dava açmıştır. Yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı Hilmi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının değişmez sınırlı kayıtlardan olmadığı mahalline uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, tespit gününde taşınmaz üzerinde adına tescile karar verilen zilyet davalı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Kayıtların kapsamlarının ne şekilde belirleneceği 3402 sayılı K.'nun 20.maddesi hükmünde açıkça vurgulanmıştır. Bu olgu dikkate alındığında tapu kaydının uygulanmasına ilişkin hüküm yerinde gerekçe olarak gösterilen nedenlerin hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan uzman bilirkişi tarafından düzenlenen haritada kayıtta tarif edilen sınır yerleri gösterilmediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen uzman bilirkişi harita ve raporu da yetersizdir. Kaldı ki taşınmaza sınırda komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilerek tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri denetlenmemiş kaydın uygulanmasında komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlardan yararlanılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, davacı tarafın dayandığı Haziran 1929 tarih 3 sayılı tapu kaydı maliklerinden Recep'in 1957 yılında, Cennet eşi Süleyman'ın ise 1989 yılında vefat ettiği kaydın intikal görmediği göz önüne alınarak kayıt maliklerinden Himmet ile Huriye'nin ölüp ölmedikleri ölmüş iseler ölüm günleri belirlenmelidir.
Öncelikle tapu kayıt maliklerinden Himmet ve Huriye'nin ölüm günleri vukuatlı nüfus kayıt örnekleri getirtilerek belirlenmeli, kaydın intikal görmediği göz önüne alınarak kayıt maliklerinin ölüm günlerine göre kaydın hukuksal değerini yitirip yitirmediği incelenmeli, kayıt maliklerinin ölüm gününe göre hukuksal değerini yitirmeyen pay yada paylar bulunduğu takdirde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle davacının dayandığı tapu kaydı yerine uygulanmalı, kapsamı belirlenmeli, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde taraflara bu konuda tanık dinletme olanağı sağlanmalı, taşınmazın sınırında komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlarla uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, kaydın kapsamı bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, tapu kaydının dava konusu taşınmazın tümünü yada bir bölümünü kapsaması halinde kayıt maliki yada mirasçıları arasında tapu dışı paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı ,tapu dışı paylaşma yapılmış ise dava konusu taşınmazın kayıt malikleri yada mirasçılarından kime isabet ettiği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın davacının dayandığı tapu kaydının kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde zilyetliğe ilişkin toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı Hilmi Kılınç'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy