(3402 S. K. m. 14, 16/B, 18, 20) (1086 S. K. m. 286)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 4.11.2003 günü belirlenen saatte temyiz eden Ramazan Durmaz vekili Av.K. Kargı ve aleyhine temyiz istenen vekili Av.İ. P. Kural geldiler. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik hakiminin raporu okundu. Dosyadaki belgeler incelendi. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 157 parsel sayılı 2500 m2, 164 parsel sayılı 811 m2, 182 parsel sayılı 1800 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı 97 ila 126 ve 146, 147, 148 sayılı parsellere uygulanan vergi kaydının yüzölçümü fazlası olarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı R. Durmaz, miras hakkına, paylaşmaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf dava dışı 97 ila 126, 146, 147 ve 148 parsel sayılı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören vergi kaydına miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Kadastro sırasında davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği dosya içeriği ile belirlenmiştir. Davacının dayandığı vergi kaydı mera sınırı itibariyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardandır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca bu nitelikteki değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtların kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunludur. Dayanılan vergi kaydı yüzölçümü ile dava dışı taşınmazlara revizyon görmüştür. Sözü edilen vergi kaydında miktar fazlasından oluşan dava konusu taşınmazlar yönü mera olarak sınır tarif edilmiştir. Taşınmazların sınırında eylemli biçimde meranın bulunduğu dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Hal böyle olunca vergi kaydı yüzölçümü fazlasından oluşan dava konusu taşınmazların sınırındaki eylemli meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan davacının dayandığı vergi kaydında tarif edilen sınır yeri eylemli durumla doğrulanmıştır. Kural olarak kayda ve eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, peşin alınan ilam harcının mahsubu ile geriye kalan 2.200.000 lira ilam harcının hükmü temyiz edenden alınmasına,
Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı hazine yararına takdir ve tesbit olunan 200.000.000 lira avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine, 26.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy