(3402 S. K. m. 9, 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacılardan Fatma Tavşan tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 241 ada 370 ve 449 parsel sayılı 619.10 m2 ve 1658.98 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydına, zilyetliğe, miras yoluyla gelen hakka ve satın almaya dayanılarak davalı Ali Kılınç adına tespit edilmiş; 370 nolu parselin beyanlar hanesinde 1. derece doğal sit alanı içinde olduğu belirtilmiştir. Davacılar miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında Özer Türkmen miras yoluyla gelen hakka dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece davacılar Hamide Ülgen ve Fatma Tavşan'ın 370 nolu parsele yönelik davalarını kanıtlayamadığından reddine, 370 nolu parsel sayılı taşınmazın tespit gibi Ali Kılınç adına tesciline, 449 nolu parselin fen bilirkişi raporunda ( C ) harfi ile gösterilen 615.02 m2'lik kesiminin ifraz edilerek ayrı bir parsel numarası altında veraset ilamındaki hisselerine göre Yusuf Altan mirasçıları olan davacılar ve katılan davacı Özer Türkmen adlarına payları oranında tesciline, geriye kalan 1043.96 m2'lik kesimin tespit gibi davalı Ali Kılınç adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacılardan Fatma Tavşan tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 370 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın reddine, 449 parsel sayılı taşınmaz yönelen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki uyuşmazlık niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 449 parsel sayılı taşınmazın Gülsüm'ün ilk eşi Yusuf'a, 370 parsel sayılı taşınmazın ise Gülsüm'e ait olduğu toplanıp değerlendirilen deliller, dosya içeriği ile belirlenmiştir. Miras bırakan Gülsüm'ün birinci eşi Yusuf'un Gülsüm'den önce 1942 yılında Gülsüm'ün de daha sonra 1947 yılında vefat ettiği ayrıca katılan davacı Özer'in Gülsüm mirasçısı olduğu dosya kapsamı ile saptanmıştır. Uyuşmazlık miras bırakanlar Gülsüm ve Yusuf'un ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak asıl olan terekenin paylaşılmamış olmasıdır. Paylaşmaya dayanan davalı taraf bu olguyu kanıtlamakla yükümlüdür. Yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi miras payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmeleri gerekir. Ne varki mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde miras bırakanlar Gülsüm ve Yusuf'un terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar var ise bu taşınmazlarla ilgili tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar, davalı ise dava dosyaları getirtilmeli, menkul mallar var ise bunların cinsi, adedi, ekonomik değerleri belirlenmeli, bundan sonra taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yerel uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde keşif yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, paylaşma yapılmış ise her bir mirasçının miras payına karşılık terekeden kendisine ne verildiği belirlenmeli, miras bırakan Gülsüm ve Yusuf'un ölüm gününden tespit gününe kadar dava konusu taşınmazlar üzerinde kim yada kimlerin zilyet olduğu sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tutanak bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların beyanları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, taşınmazları uzun süre eylemli kullanmanın mirasçılar arasında paylaşmanın yapıldığının başlı başına kanıtı sayılamayacağı diğer delillerle de bu hukuksal olgunun doğrulanması gerektiği göz önünde tutulmalı, ayrıca mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin işlemeyeceği düşünülmeli, aynı terekeye dahil dava dışı taşınmazlar var ise tespit tutanakları içeriği incelenerek tutanaklarda paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği göz önünde tutulmalı, Gülsüm mirasçısı Özer'in yalnızca annesinden gelen miras payını dava edebileceği düşünülmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek kesinleşen yönlerde göz önünde tutulup sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Fatma Tavşan'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy