(3402 S. K. m. 14, 15)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 317 ada 3 ve 8 parsel sayılı sırasıyla 8859.92, 8302.02 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 317 ada 3 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydına, paylaşmaya, tapu dışı pay satışına dayanılarak Süleyman Akdeniz adına, aynı ada 8 parsel sayılı taşınmazda tapu kaydına, 1/2 payın tapu dışı satın alınmasına, kalan 1/2 payında miras yolu ile gelen hakka dayanılarak Süleyman Akdeniz, 7 pay Hacı, Nazife, Nazmiye, Hüseyin ve Emine Akdeniz'de 1'er pay olarak adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hüseyin Akdeniz 3 parsel yönünden miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazların muris Sabri Akdeniz mirasçıları adına tescili için ve 8 parsel yönünden de davalı Süleyman'ın payının fazla tespit edilmiş olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile 317 ada 3 ve 8 nolu parsellerin tespitlerinin iptali ile her bir parselin ayrı ayrı Sabri Akdeniz mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Süleyman Akdeniz tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tespite dayanak yapılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, tapu kayıtlarında paydaş görünen Sabri mirasçıları arasında paylaşma yapılmadığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazlar tapu kaydına, tapu dışı paylaşma ve tapu dışı satışa dayanılarak 3 parsel sayılı taşınmaz bağımsız olarak davalı Süleyman, 8 parsel sayılı taşınmaz ise taraflar adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı taraf 3 parsel sayılı taşınmazda miras yoluyla gelen hakkı bulunduğunu, 8 parsel sayılı taşınmazda ise kadastro sırasında adına tespit edilen payının az olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Tespite dayanak yapılan tapu kaydında Süleyman oğlu Ali ile Süleyman oğlu davalıların miras bırakanı Sabri'nin 1/2 oranında paylarının bulunduğu dosya içeriği ile belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazların tespit tutanaklarında açıklanan hukuksal olgular dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın tapu dışı paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde olduğu tartışmasızdır. Mahkemece tapu dışı paylaşmanın kanıtlanmadığı kabul edilmiştir. Ne varki, bu konuda yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Kaldı ki 3 parsel sayılı taşınmazın tutunağında tapu dışı satış olgusuna yer verildiği halde mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma soruşturma da yapılmamıştır. Kural olarak, yöntemine uygun şekilde tapu dışı paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için kayıttaki paydaşların tümünün bir araya gelerek tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazları kendi aralarında pay etmeleri, her bir paydaşın tapu kaydındaki payına karşılık kendine düşen taşınmazı aldıktan sonra kayıttaki diğer haklarından vazgeçmiş olması gerekir. Bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar bu konuda bilgileri olmadığını haber vermişlerdir. Tespite dayanak yapılan kayıtların dava konusu taşınmazlara ait olduğu uyuşmazlık konusu değildir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan kayıt malikleri Süleyman oğlu Ali ve Sabri arasında tapu dışı paylaşmanın yapılıp yapılmadığı konusunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, 3 parsel sayılı taşınmazın tapu dışı paylaşmada gerçekten tapu kaydında paydaş Süleyman oğlu Ali'ye isabet edip etmediği, 8 parsel sayılı taşınmazın ise Sabri'nin tapudaki payına karşılık kendisine isabet edip etmediği araştırılmalı, aynı kayıt kapsamında kalan dava dışı başka taşınmazlar var ise bunların tutanak ve dayanakları davalı iseler dosyaları getirtilmeli, bu yolla paylaşmanın yapılıp yapılmadığı denetlenmeli, dayanılan 30.1.1990 günlü senet yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, gerçekten 3 parsel sayılı taşınmazın Süleyman oğlu Sabri mirasçılarından tapu dışı işlemle Süleyman'a satılıp satılmadığı araştırılmalı, tespit tutanakları bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri, tutanak bilirkişilerinin beyanları arasındaki aykırılık giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, öte yandan taşınmaz üzerinde kim yada kimlerin zilyet olduğu, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Süleyman'ın,
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy